Siyonizm-İran savaşı çok yakında sona erecektir. Verilen kayıplara ve yıkımlara rağmen bu savaşın galibi İran olacaktır. Dünyanın en güçlü ordusuna sahip olduğu söylenen Amerika ile en güçlü silahlara ve hava savunma sistemi “Demir Kubbe”ye böbürlenen İsrail, bu savaşta istediklerini elde edemedi.
Savaşın sonucu sadece yıkım, insan ölümleri ve petrol piyasasındaki belirsizlikten başka bir şey değildir. İran’ın siyonizme yenilmemesini ve siyonizmin ağır darbe almasını yüce Allah’tan hep niyaz etmiştim. Bunu bütün Müslümanlar, hatta dünyadaki içinde insanlık hissi ölmemiş her bir insan istiyordu. Çünkü siyonizm küresel bir bela, insanlığa karşı örgütlenmiş şeytani bir harekâttır.
Savaştan sonra Ortadoğu’da mutlaka bir boşluk oluşacaktır. Amerika itibarını kaybetti. İsrail’in ne kadar acımasız ve haşin olduğunu, bir de sanıldığı kadar yenilmez olmadığını bütün Ortadoğu ülkeleri gördü. İsrail küresel bir bela olduğu gibi, bu savaştan zaferle çıkacağını düşündüğüm İran ise Ortadoğu’nun yerel belasıdır.
İran devleti, 1979 devriminden bugüne kadar bölgede yürüttüğü mezhepçilik, anti-İslam ve anti-Türk siyasetiyle dış güçlerin “böl, parçala, idare et” siyasetine hizmet etmiştir. Mezhep yayılmacılığı siyaseti yürüten İran, bölgede on binlerce Müslümanı katletmiş, Esat gibi bir zalim diktatörün halkına zulmetmesine ve cezaevlerinde işkence ile öldürmesine destek veren birinci ülkedir.
Ortadoğu’nu mezhepçilik siyaseti ile bölen İran, İsrail’in bütün Ortadoğu’da at oynatması için çok mükemmel bir zemin hazırlamıştı. Dahilindeki Mossad ajanlarından haberi olmayan İran’ın Ettealat ajanları, Ortadoğu’nun bütün İslam devletlerinde bozuculuk faaliyeti yürütüyordu. Bugün İsrail’in desteğiyle İran’da isyana hazırlanan PKK, PYD, PJAK’ın Türkiye’ye karşı faaliyetlerinde en büyük destekçilerinden biri İran’dır.
İran, Karabağ işgalinden bugüne kadar Ermenistan’ın ve Ermeni teröristlerin birinci destekçisi olmuştur. Hem maddi hem de silah desteği vermiş, Ermeni teröristlerin ve PKK’lıların kendi topraklarından Ermenistan’a geçerek Azerbaycan’a karşı savaşmaları için her türlü desteği sağlamıştır. İkinci Karabağ savaşında İran askerleri, Azerbaycan askerlerinin hücumuna engel olmuş ve menzillerimizle ilgili bilgileri Ermeni askerlerine iletmiştir.
Bütün bunlara rağmen bu savaşta biz İran’ı destekledik ve destekliyoruz. Çünkü her şeye rağmen o bir İslam devletidir ve orada 45 milyondan fazla soydaşımız yaşamaktadır. Ama bu devlet, İran devletidir. Bu savaştan sonra fitne ve fesat siyaseti daha da artacaktır. Bir savaş galibi gibi faaliyetlerini daha rahat yapacaktır.
Onun için Türkiye, bugünden itibaren Ortadoğu, Kafkasya ve Türkistan’da faaliyetini artırmalıdır. İran, Amerikanın zayıfladığı Körfez ülkelerine kendisi giremezse ortağı Çin’in oraya girmesi için çalışacaktır. İran’ın en güçlü faaliyeti Türkiye’ye karşı olacaktır. Bu nedenle Türkiye mutlaka Körfez ülkelerindeki boşluğu doldurmalıdır. Körfez ülkeleri ile askeri ve ekonomik işbirliği şarttır ve hayati önem taşımaktadır.
Türkiye, bir senedir zayıflamış olan Türk Birliği çalışmalarına güç ve hız vermelidir. Türk Birliği yolunda en güçlü engelleyici güç olan İsrail’in mağlubiyeti, Türk devletlerinin ondan uzaklaşmasını sağlayacaktır. Türkiye bunu iyi kullanmalıdır. İsrail’in esas çöküşü, İran’ın değil, Türkiye’nin eliyle olmalıdır.
Ümmetin lideri ve güven yeri olan Türkiye, bunu yaptıktan sonra bütün ümmet Türkiye etrafında bir yumruk gibi birleşecektir. O zaman İran’ın bozucu siyaseti başarısız olacaktır.