Menü Barın Ajans
HASAN BARIN

HASAN BARIN

Tarih: 15.03.2026 12:35

“Savaşın Perde Arkası: Kim Kazanıyor, Kim Kaybediyor?”

Facebook Twitter Linked-in


ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş beklentilerim doğrultusunda gelişse de, ne ABD ne İsrail ne de Avrupa’nın beklentisi doğrultusunda gelişiyor.
ABD, sansürle kayıplarını zararlarını saklıyor ancak sahadaki gözlemciler ve ABD karşıtı basının yansıtmaları kayıp ve zararların çok fazla olduğu doğrultusunda ve son zamanlarda ABD’nin yavaştan da olsa kayıp sayılarını arttırmaya başlaması bu haberleri doğrular nitelikte. 
Netanyahu’nun ipiyle kuyuya inen dolar ekonomisti Trump, bugün ekonomik sıkıntıları yaşamaya başladı, tabutlar geldikçe sıkıntı oylarına da yansıyacak. Bu durumu anlayınca  “zafer kazandım” nidaları yerini düştüğü kuyudan nasıl çıkarım derdine dönüşecek!


Şimdiden, Trump-Netanyahu ikili arasında ayrışmalar başladı bile!
Kaostan, beslenen,  savaş ve katliam bağımlısı çevresinde güçlü devlet istemeyen, bunu da teokratik sapkın mantık temeliyle sağlamlaştıran İsrail, kesinlikle savaştan vazgeçmez. 
Kaldı ki, bu kaos ortamında gözden ırak kalan Gazze’de konumunu sağlamlaştırıp, fırsattan istifade Lübnan’ın işgal ederek topraklarını genişletme planı varken.


Gelelim İran’a;
İran, 12 Günlük Savaş’tan savunma açıklarına, zayıflıklarına, can yakıcı kılcal damarlarına iyi çalışmış.
İsrail ve ABD’nin radarlarını vurarak iyice körelttiği Demir Kubbe’nin zaaflarından faydalanıyor ve İsrail’i usuldan vurarak 7.5 milyonluk İsrailliyi sığınaklara mahkum edip, İsraillilerin psikolojisiyle oynuyor. 
Aynı zamanda Hürmüz kozunu oynayarak, ABD’nin haksız saldırısını da Dünya kamuoyunda tartışmaya açıyor. 
Hürmüz sorunu böyle devam ettikçe de bu böyle devam edecek.
Hürmüz’ün açılması için ABD’nin kara harekâtı yapamayacağını da biliyor. ABD’nin bırakın C’yi D’yi, B planı bile olmadığı iyice ortaya çıktı. 
İran açısından en önemlisi ise;
Savaş öncesi zaten kötü olan ekonomisi savaşla iyice kötüleşti. Altyapısı ise iyice mahvolmuş durumda. 
Şu an halkı bu sıkıntılardan uzak tutan, liderlerinin öldürülmesi, okuldaki çocukların öldürülmesi ve benzeri savaşta yaşanan katliamlar ve devletlerinin var olma mücadelesi!
Savaş bittiğinde bütün bu yıkılmışlıkla karşı karşıya kalacaklar!
İran halkını birleştirici ortak düşmanda olmayınca, ABD ve İsrail'in bangır bangır bağırıp başaramadığı iç savaşın çıkma olasılığı o zaman çok yükselecek. 
Bunu ötelemek ve en azından “bakın bunları kabul ettirdik biz kazandık” diyebilecekleri kazanımlar elde etmek için savaşın devamı gerekir. 
Bir de;
Bir de İran'da, içinde radikal, intikamcı ruha sahip füze ve silahları kumanda eden emir komuta zinciri de kaybolmuş durumda, ateşkese karar verip uygulayacak hangi İran'la anlaşılacak sorusuna muhatap bir otorite de yok!
En yüksek ve yetkili ağızdan, “Savaşı biz başlatmadık ama bitişine biz karar veririz” diyerek, yaptırımların kaldırılması bir tarafa, ABD’nin asla kabul etmeyeceği tazminat isteğinde bulunuyorlar.
Kısacası İran şu anki şartlarda savaşın bitimine karar veremeyecek otoritenin de bulunmamasından kaynaklı devamını ister.
Arka planda İran’a büyük destek veren Çin ile Rusya’ya gelince:
Ben, Rusya’nın az da olsa İran konusunda ABD’yi tuzağı düşürdüğüne inanıyorum.
Bakın, bu savaşla doğan enerji açığından kaynaklı Rusya’ya uygulanan ambargo kalktı. Rusya elindeki petrolü savaş sonrası artan petrol fiyatları ile büyük kâr elde ediyor.
Savaş devam ettikçe de bu kâr katlanarak devam edecek.
Hem de kime? Ukrayna’ya milyar milyar dolar yardım eden Avrupa’ya!
Bence, kendisini Ukrayna’da yıpratan ABD’ye de aynı tarifeyi uyguluyor.
Rusya böyle bir durumda savaş bitsin ister mi?
Gelelim Çin’e:
Çin’in ABD’ye her anlamda geçeceğini planladığı 2035 vizyonu var.
Bu vizyona ulaşıncaya kadar, savaşa girmeden ispatı zor olacak şekilde, arka planda İran’a özellikle de uzay teknolojisiyle çok destek veriyor. 
İleride savaşma riski olan ABD’nin, gücünü, savaş zaaflarını, özellikle de uzaydan izleyip ilerideki ABD savaşı için not alıyor.
Dolayısıyla, bu savaş, kendisinin yapma riski taşıdığı savaş için de laboratuvar niteliğinde.
Aynı zamanda Rusya’yla aynı mantıkla da ABD’yi yorma ve Çin’le savaşacak kadar güçlü değilsin algısını dünyaya gösterip, ABD’ye özellikle de ordusuna psikolojik baskı yapmak.
“Çin’i engellemek için savaşıyoruz” diyen ABD, bugün Hürmüz Boğazı’nın açılması için Çin’den yardım istedi. 


Çin'e karşı yapılan savaşta, Çin’den yardım istemek zorakiyeti, ABD için düşülen trajikomik olmakla birlikte büyük acziyet!
Hele hele, başka ülkeler geçemezken Çin gemileri İran’ın müsaadesiyle Hürmüz’den şakır-şakır geçiyor!
Böyle bir durumdayken Çin, savaşın hemen bitmesini ister mi?
Silah sektöründen de bahsetmeden geçemeyeceğim:
Silah fabrikalarında üretilen silahın bir kullanım süresi var. Kullanılmadığında stoklarda eskiyor, atıl duruma düşüyor. 
En iyi reklamı yapmak için nerede kullanacaksın?
Tabii ki savaşta!
Savaş varsa, üretilen silah var, silah varsa gelsin paracıklar!
Trump, geçenlerde silah baronlarını toplayıp daha fazla üretmeleri için ceplerine bir tomar para koydu!
Bu savaşta, ölçülebilen objektif karşılığı en çok kazananlar silah baronları oldu.
Nerden mi biliyorum?
Büyüklüğüne göre, silah şirketlerinin hisse senetlerinin değeri ABD borsasında %18 ile % 42 arasında artmış. 
Hangi alanda olursa olsun ABD'de kısa süreli böyle devasa bir kazanç çok zor. 
Peki, bu devasa kazanca sahip silah baronları kimler?
Tabii ki Siyonistler!
Kendisine yakın olan Yahudiler zaten savaşın ilk günü İsrail’den kaçmış!
Savaşta İsrail’deki kendi dininden olan Yahudi ölmüş, Siyonist’in umurunda mı?
Sahi kim “zafer bizim” diye savaşı bırakmak istiyor!
Neyin karşılığı zafer!
Neyin ne kadar karşılığı zafer!

Anlatabildim mi; anlatanın bile anlatırken anlayamadığını, anlamak dahi istemediğini?

 

Sağlık, huzur, saygıyla kalın!

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —