Araştırmacı Yazar-Alpaslan DEMİR

Tarih: 06.02.2026 02:02

KENDİMLE YÜZLEŞME

Facebook Twitter Linked-in

 

Geçmiş yıllarım, gençlik günlerim canlandı bir an gözlerimde.
Sonra çevremdeki insanları düşündüm.
Sosyal mecralarda sıkça dönen videolar… 
İnsani ilişkilere, yaşanılanlara dair pişmanlıkların dile getirildiği görüntüler.
Dostlar… tanıdıklar…arkadaşlar…

İnsan yaşadıklarından dolayı neden pişmanlık duyar?
Hayat yapılan tercihlerin, verilen kararların sonucu değil midir? 
Bir insan geçmiş yaşantısında almış olduğu karardan dolayı pişmanlık duyuyorsa, o zaman verdiği karar kendisine ait değil demektir.
Veya karar verirken en azından birilerinin etkisinde kalmış, onların düşüncesi doğrultusunda hareket etmiştir. 
Ya da karar verirken çok emin olamamış, hep birilerinin gölgesinde kalmıştır.

Aldığı kararlar kendisine ait olsaydı birilerine karşı pişmandık duymaz, onları suçlamak yerine güçlü bir öz eleştiri yaparak geleceğine odaklanırdı.
Kendi başına karar veren, aldığı karar doğrultusunda hayat yaşayanların asla pişmanlık duymayacaklarına inanıyorum.
Rüzgârın önünde savrulan yaprak olmadıkları için esen yelden şikâyet etmezler.

Ama pişmanlık duyan kişilere gelince durum tamamen değişir.

Her ne kadar yaşadıkları durumdan şikayetçi olsalar da bu işte en büyük sorumluluk sahibi yine kendileridir. 
Yaşadıkları durum tamamen kendi istek, tercih ve iradelerinin sonucudur.
İnsanın yaşamı, kararlar ve tercihlerden ibaret bir örgüdür. 
Tercih de kendisine aittir, alınan karar da...

Peki, karar ve tercihlerinden dolayı neden başkaları suçlanır?
En kolay çözüm yolu budur çünkü.
Suçluyu dışarıda aramak… 
Başkalarını suçlayarak sorumluluktan kaçmak… 
Değişmek ve gelişmek için emek vermekten, çaba harcamaktan kurtulmak…

Kişi sorumluluğu kendinde görse, hatalarını telafi etmek için değişmesi, farklı kararlar alması ve dirayetli bir şekilde bu kararını hayatına uygulaması gerekir.
Bunun için de zaman ve kaynak ayırmak, fedakarlıkta bulunmak, emek ve çaba göstermek gibi birtakım bedel ödemesi gerektiği muhakkaktır.

Zor olan da işte budur.
Zor olan değişmektir. 
Kolay olan ise değişime direnmek.
Çünkü değişmek emek ister çaba ister fedakârlık ister; 
Zamandan, konfordan, rahatlıktan…

Çevremizdeki insanlarda gördüğümüz ve anlam vermeye çalıştığımız pişmanlık naraları yoksa bir beklentinin mi sonucudur?
İnsani ilişkilerde sergilenen davranışlar bir beklentiye dönükse bu davranış daha büyük bir sıkıntının habercisidir.
İyiliklere, güzelliklere dair şeyler beklenti içerisinde hayata geçirilmişse, bunu başka şekilde adlandırmak gerekir.

İyi olan şey bir karşılık gözetmeksizin yapılmalıdır.
Karşılık beklenerek yapılan her şey ticaret olur.
Bu her ne ad altında yapılırsa yapılsın başka türlü adlandırılamaz…

Sıkça karşılaştığımız bu pişmanlıkların sebebi sosyal varlık olan insanın yalnızlığa bürünmesi midir?
Yoksa çevresinden kopup tek başına yaşama hayalleri kurması mı?

Sosyal varlık olan insanın her zaman bir çevreye ihtiyacı olduğu muhakkaktır. Bu çevre büyük de olabilir küçük de.
Bunu görmezden gelmek mümkün değildir.
Bu nedenle pişmanlık sözleri ile şikâyet etmek yerine alternatif çözümlere, dostluklara, arkadaşlıklara yönelmek en güzelidir.
Olumluya odaklanmak, olumsuzdan kaçınmak...
Emek vermeyi, çaba harcamayı, fedakarlıkta bulunmayı göze almak...

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu günler dileklerimizle efendim.

Alpaslan Demir
İstanbul-06.02.2026
alpaslandemi@gmail.com


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —