Abil HASANOV

Tarih: 31.01.2026 14:17

Homo Sapiens mi, "Homo Sandviç" mi? Makine Dünyasında Son Durak

Facebook Twitter Linked-in



​Sanırım oyun bitti beyler, bayanlar. Ama perde henüz inmedi; sadece biz sahnede değil, büfede tıkılıp kaldık. Ortada çıplak bir gerçek var: Artık kendi yarattıklarımızın rehini haline geldik. Bir zamanlar bize yardım etsin diye icad ettiğimiz o "demir yığınları" — şimdilerde onlara Yapay Zeka diyoruz — artık bizim yerimize düşünüyor, bizim yerimize üretiyor, hatta bizim yerimize geleceği dizayn ediyor.
​Yarış Bitti: O Tren Çoktan Kalktı
​Gelin bir gerçeği yüzümüze çarpalım: Yapay Zeka (AI) ile yarışma bahsini artık kapatın. Biz daha "dedemin bir traktörü vardı" aşamasındayken, AI çoktan Beethoven’ın bitiremediği senfonileri çayını yudumlarken tamamlıyor. Mesele "kim daha güçlü" meselesi değil. Mesele şu ki, biz bu rekabeti çoktan kaybettik. İnsan beyni o hızın yanında "at arabası" gibi kalıyor. Ama asıl tehlike bu değil. Asıl tehlike; o hıza hayran kalıp kendi insani yavaşlığımızı (yani duygumuzu, şüphemizi, vicdanımızı) gereksiz bir yük gibi kenara fırlatmamız.
​Biz Kimiz: Bilinçli Bir Varlık mı, Yoksa "Lolipop" Tüketicisi mi?
​Buraya hamburger yemeye mi geldik, yoksa insan olmaya mı? Eğer tüm vizyonumuz daha fazla içerik tüketmek, daha fazla "like" toplamak ve robotların bizim yerimize yarattığı görsellere bakıp hayran kalmaksa, itiraf edelim — biz zaten nakavt olduk. Yapay Genel Zeka (AGI) artık kapıyı çalmakla kalmıyor, duvarı yıkıp içeri giriyor. Ama burada bir nüans var: Biz böyle anlaşmamıştık. Makineler bizim işimizi kolaylaştırmalıydı, bizim yerimize yaşamalı değil.
​"Homo Deus" Tuzağı ve Dijital Evrim
​Geleceğin insanı kendini "tanrı" gibi hissetmek istiyor ama her geçen gün biraz daha "veriye" (data) dönüşüyor. Teknoloji bize "tanrılaşma" vaat ediyor, ancak aslında bizi kendi irademizden mahrum bırakıyor. Eğer şiiri robot yazacaksa, resmi yapay zeka çizecekse ve kararları algoritmalar verecekse, bize ne kalıyor? Sadece "tüketici" statüsü mü? İnsanlık; hata yapma lüksüdür. İnsanlık; mantıksızca sevebilmektir. İnsanlık; hiçbir verinin açıklayamayacağı o "iç sesimizdir".
​Ne Yapmalı? (Veya Nasıl Makineleşmemeli?)
​Mesaj net: İnsan olanı korumalıyız.
​Duygular: Robotun acısı yoktur, sadece "hata kodu" (error) vardır. Bizim kederimiz dijital değil, gerçektir.
​Yaratıcılık: Mekanik bir kopyalama değil, ruhtan gelen o düzensiz ama muazzam yaratıcılık.
​Anlam Arayışı: Bir makineye "neden?" diye sorarsanız, size milyonlarca veri getirir. Bir insana sorarsanız, sessizlikle cevap verebilir. İşte o sessizlikte insanlık gizlidir.
​Sonuç olarak: Gelecek geldi ve oldukça soğuk. Eğer sadece bir "biyolojik veri aktarıcısı" olarak kalmak istemiyorsak, beynimizi dijital fast-food ile doyurmaktan vazgeçmeliyiz. Çünkü makinelerin olduğu bir dünyada tek rekabet üstünlüğümüz: "Makine olmayışımızdır."
​Siz ne düşünüyorsunuz? Hala kontrolün sizde olduğunu mu sanıyorsunuz, yoksa çoktan algoritmanın kumandasına mı bağlandınız?

 

#Al_Ittıhad #BugünGünlerdenGalatasaray #Opoku #GSvKYS #GSvKAY #BeratKandili #Fulya #Icardi #Epstein #Opoku #OYUNBİZİMHAKKIMIZ #nasılolacakböyle #SarıMelekler #ErenElmalı #Vargas #Kaçış #Ekrem #Binance #Putin #Çorum #Kılıçdaroğlu


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —