İSTANBUL / BAKÜ – Ortadoğu’nun şahmat tahtasında taşlar yeniden diziliyor. Tahran’dan gelen son sinyaller, sadece diplomatik bir gerilimi değil, bölgedeki güç dengelerini temelinden sarsacak bir fırtınanın habercisi. ABD Başkanı Donald Trump’ın "10 günlük ultimatum"u sonrası gözler Cenevre’ye çevrilmiş durumda. Masada iki keskin senaryo var: Ya 2015’teki nükleer anlaşmanın (JCPOA) çok daha ağır şartlarla güncellenmesi ya da Körfez’de barut kokusunun hakim olması.
Diplomatik Tuzak: Uranyum mu, Rejim mi?
Cenevre’deki pazarlık masasında Washington’un ajandası net: "Maksimum Baskı 2.0". Trump yönetimi bu kez sadece uranyum zenginleştirme oranlarına bakmıyor. Masadaki şartlar arasında İran’ın balistik füze programının tasfiyesi ve Hizbullah’tan Husilere uzanan bölgesel "vekil güç" ağının kesilmesi var.
Tahran ise ağır ekonomik yaptırımlar, hızla değer kaybeden riyal ve iç huzursuzluk kıskacında. Rejim için bu şartları kabul etmek "stratejik intihar", reddetmek ise "askeri müdahale davetiyesi" anlamını taşıyor.
Öngörü: Tahran’ın tansiyonu düşürmek adına uranyum zenginleştirme seviyesini dondurmak gibi "teknik geri çekilme" hamleleri yapması beklenebilir. Ancak bu, kalıcı bir çözümden ziyade sadece zaman kazanma manevrası olacaktır.
Askeri Senaryo: "Nokta Atışı" Operasyonlar Masada
Pentagon’un bölgedeki askeri yığınağı artık bir psikolojik harekatın ötesine geçti. Cenevre’den bir uzlaşı çıkmaması durumunda, ABD’nin masasında duran "B Planı" net:
Stratejik Hedefler: Yer altındaki Natanz ve Fordo nükleer tesislerine yönelik sığınak delici bombalarla yapılacak hava operasyonları.
Karşı Hamle: İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidi ve küresel enerji arzına yönelik olası sabotajları.
İç Cephe: Toplumsal Öfke ve İdamlar
İran’daki asıl kriz belki de dışarıdan değil, içeriden geliyor. Ocak ayından bu yana dinmeyen protestolar ve Şubat ayında hız kazanan idam kararları, rejimin üzerindeki iç baskıyı artırıyor. Ekonomik darboğazla birleşen toplumsal öfke, olası bir dış müdahale durumunda "iç cephenin" savunmasız kalabileceği riskini doğuruyor.
Bölgesel Etki: Azerbaycan ve Türkiye Ne Bekliyor?
Güney sınırlarındaki bu hareketlilik, Azerbaycan ve Türkiye gibi bölge aktörlerini doğrudan ilgilendiriyor. Olası bir askeri tırmanış; göç dalgası, enerji lojistiğinin kesintiye uğraması ve yeni bir istikrarsızlık bölgesi demek. Bakü ve Ankara, şimdiye kadar olduğu gibi dengeli ve sağduyulu duruşunu koruyor, ancak bölgenin enerji ve transit haritasının yeniden çizilme ihtimali artık bir fantezi değil.
Sonuç: Ertelenmiş Bir Çatışma mı?
İran, son 45 yıllık tarihinin en kritik 10 gününe girmiş durumda. Savaşın maliyetinin her iki taraf için de yıkıcı olması, "acı bir anlaşmayı" tek çıkış yolu haline getirebilir. Ancak bu mutabakat kalıcı bir barış değil, bir sonraki büyük hesaplaşmaya kadar sürecek "geçici bir ateşkes" niteliğinde olacaktır.