Daha önce gönderemediğim için bu yazıyı bekleyenlerden özür dilerim. Neticede Ticaret Bakanlığı Müşaviri dostum yoğunluğundan olsa gerek istişarede bulunamadığım için yılın sonuna denk gelen bu yazıyı kaleme almayı sizleri daha fazla bekletmemek adına uygun buldum.
Biliyorsunuz ki; Benim Makalelerimde veya Konferanslarda belirttiğim:
Ücret Eşitsizliği, Maaş Dengesizliği, Çeşitlilik, Çocuk Çalışanlar, Vergi Zıyaı, Kadın Çalışanlara Adaletsizlik, Sigorta Kayıpları, Cam Tavan gibi nice sorunlarımızı yazarken konuşurken elbette tepki çekiyorum. Fakat kimileri beni hükümete yakın adlandırsa da, kimileri de yazılarımı didaktik ve üstenci bulsa da işin aslı öyle değil. Her Türk Münevveri Ekonomistin yapması gerekeni yapıyorum.
Ki kendimi böyle bir tatlı nümayiş grubuna sokmam olası değil, buna okuyucular ve zaman karar verecektir. İllaha bana bir kulp bulacaklarsa, onlar araştırmadan belirteyim ki rahmetli babam eski sendikacıydı ve Rahmetle andığım kıymetli insanlar başta Süleyman Demirel Bey olmak üzere onun ekibindeki eski çalışma bakanımız Sayın Bayram Meral ile İsmet Sezgin Beylerin de siyaseten kader arkadaşıydı. Yani meslek hayatında evde dahi politikacılarla dolu bir hem zemin geçitte neredeyse hazır olda beklerken, Maliye ve İşletme iki dal mezunu bir genç olarak benim devletçi yanım hükümetler ile benzeşmeyecek kadar vatanına bağlı bir mukaddesattaydı. Halen de öyleyimdir.
Evet Sevgili okurlar, Mali, Ekonomik, Ticari konular siyasete bağlamamaya nazarı celbederek bir çok soruna parmak bastığımı ve çözüm önerileri ile eleştirdiğim gerçektir.
İşçi-işveren kanadındaki dertleri paylaştığımda, yeri gelir Çalışma hayatındaki eksiklikler ile alakalı devletin yapması gereken düzenlemeleri belirttiğimde, benim hayat hikayemde hep güç ve bilgi kaynağı yine işçiler ve çalışma hayatının zorluklarını yaşayan bordrolular bana ilham oldular.
Trendlere 2025 yılını bitirdiğimize göre 2026 yılından bakarsak eğer;
Ülkemizde birkaç temel nosyonun üzerinde durmak isterim:
1) Arızi İşsizlik oranı her şeyi açıklıyor mu?
2) Gerçek çalışma ve vergi veren oranı olan Bankalar, SGK ve BAĞ-KUR toplamı ile ülke nüfusunun oranı neden hesaplanmaz?
3) Yurtdışında işsizlik, döngüsel işsizlik, yapısal işsizlik ve sürtünme işsizlik diye tanımlanırken biz de neden yok?
4) Çalışmayan Ama işveren gözüken ev hanımları kaç kişi?
5) Ülkemizde kayıt dışı oranının vergi zıyaı oranı ile ekonomiye direk ve endirekt etkileri?
6) Kayıt içi veya dışı yabancı işçi çalıştırmakta işveren tercihinin ülke ekonomik kaynak ve verimlilik döngüsünde kayıpları
7) Emekli olmayan fakat çalışmayan grubun gelir, hukuki, sağlık ve psikososyal yaşam eğilimleri
8) işsizlik oranı 2025 yılı Ekim ayında %8,5 İstihdam sayısı yaklaşık 33 milyon, istihdam oranı ℅49,2, İşgücü 35 milyon, işgücüne katılma oranı yüzde 53,8 olduğuna göre, çalışmayan emekli, çalışamayacak engelli hasta ve 18 yaş altı ve örgün öğrenimi çıkardığımızda gizli işsiz 15 milyon kişi istatistiğin neresinde?
9) Bu grubun kaçı Mevsimli yahut daimî göçmen statüsünde
10) Her kesimin ülke ekonomisine katkısı nasıl yapılabilir?
11) Son olarak Asgari ücret rakamını değil, Çalışan ortalamasının Ücretlerini yukarıya çekmek için neler yapmalıyız? Çünkü Medeni ülkeler için asgari değil olması gereken maaş makbuldür.
Bence Süratle kısır döngülerden kurtulup Bunları konuşmalıyız. Ben Türk Siyasetindeki tüm siyasi partilerin de ekonomik bakış açılarında perspektife ve makro ekonomiden dem alarak bireye inmeleri gerektiğini savunuyorum. Belki birey üzerinden örneklemler hikaye anlatıcılığı olarak tesir etse de, önemi olan toplumun geneli hatta bütününe göre makro, sürdürülebilir, çok seçenekli ekonomik rasyo politikaların ve bağlantılar ile çözüm teoremlerinin sağlanmış olması gerektiğidir.
Mesela Handikaplılar (Ki biz bu durum kavramına, engelliler, yaşlılar, dul ve yetimler, çocuklar gibi kendi başına yaşaması güç veya mümkün olmayanları kastederek ifade ediyoruz) ve Kadınlar için; Siyaset dahil, İşgücünde her şirketin bulunduğu orana göre, SGK, Maliye ve Ticaret odalarına gelecek 5 yılın taahhüdünü verdirecek şekilde bir Personel alımlarını masaya yatırmalıyız.
GSMH'da Kaynak Kaybını konuşmalıyız. Diyebilirsiniz ki nasıl bir kayıp?
Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH), yıl içerisinde, ülke vatandaşlarının hem yurtiçi hem de yurtdışında ürettikleri mal ve hizmetlerin toplamıdır.
Peki Düzenli, Düzensiz Göçmenler, Çalışma karneli yabancılar, Kaçak İşçiler hatta maalesef çocuklar da bu rakama destek verdiyse nüfusa oranına eklenmesi ve buna göre bölünmesi gerekmez mi?
Hatta ülkemizden yatırım maksatlı yurt içi çıkışlar harici, Türk vatandaşlarının yabancı bankalara kaynak aktarımı genel ülke kaynak hazinesinin zayıflaması demek değil midir?
Yabancıların ülkemizden kazandıklarını, dünyanın başka ülkelerine döviz olarak transfer etmeleri de yine GSMH içinde eksi yazması gereken bir gider kalemi değil midir?
Şimdi bazıları diyecek ki GSYİH, ülke sınırları içindeki tüm üretimi kapsar. Hem vatandaşların hem de ülkede bulunan yabancıların ekonomik faaliyetlerini içine alır. İkisi farklı kavramlar diyebilir.
Lakin ben Maliyeci bir ekonomistim dolayısıyla bu ayırımı yapabilirim. İşin aslı biraz daha derinlere bakmayı gerektiriyor.
Ticaret Bakanımızın açıklamasında demişti ki: “2025 yılı üçüncü çeyreğinde ise yıllık’landırılmış olarak 1 trilyon 538 milyar dolara ulaşmıştır.” Bu çok güzel ve umudum sürdürülebilir bir artış olmasında. Hatta bu toplamdaki ithalat ihracat dengesinin de acilen sağlanmasında, temennim de bu yönde. O zaman biraz sıkmayacak isek derinlere inerek yetkililere katkı sağlamaya devam edelim.
Peki Gayri safi millî hasıla hesaplama işlemi kısaca nasıl oluyor?
Gayri safi millî hasıla = Gayri safi yurt içi hasıla + yurt dışında yaşayan vatandaş gelirleri- yurt içindeki yabancıların gelirleri
Gayri safi yurt içi hasıla = Devlet harcamaları + tüketim + yatırım + (ihracat ve ithalat)
Bence kendimizi ve ekonomimizi daha iyi tanımlamak için ek birkaç oranı daha artık kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ABD bunu sektörel olarak koyup genel toplamını alıyor. AB ise ülkeler bazında gümrüksüz anlaşmaları olduğu için bu veriyi anlamlandıramıyor. Dolayısıyla Polonya, Baltık, Doğu Bloku gibi ülkeler, kendi milli ekonomilerinin zor durumda olmasından ve taklit yahut no name üretim yapmasından dolayı isyanda. Küçük ülkeler ise tamamen ekonomide uydu hale gelmişler ve mali bağımsızlıklarını kaybetmiş durumdalar.
Peki kendine Pazar yaratan ülkeler kim derseniz elbette Fransa, Almanya. Buna direnen birkaç ülke ise İtalya, İspanya. İskandinav ülkelerin nüfusu nedeniyle bu duruma ses çıkartmaları mümkün değil. Kara ülkeleri Avusturya gibi tamamen endeksini Almanya ile iş birliğine bağlamış vaziyette. Peki bu sürdürülebilir mi? Elbette hayır.
Macaristan neden söylenip duruyor zannediyorsunuz.?
ABD hegemonyasından kurtulmak ve bağımsız ordu ile kendini savunma talebindeki Avrupa’nın ağabeyleri NATO’yu bile dağıtmayı göze niye aldı sanıyorsunuz?
İşte hepsi birbiriyle bağlantılı. Yani üretirsen, ihraç edersen, paran değerliyse, kendine ucuz hammadde, maden, enerji, işgücü, savunma ve askeri sanayi, caydırıcılık, istihdam, marka oluşturuyorsan bu dünyada paşasın.
Kısaca Sömürgeciliğin kapitalizme evirilmiş halini yaşıyoruz.
Dolayısıyla ihracata göre bir oran daha belirlemeliyiz. Ekonomimizin gücünü yansıtan bir endeks eğrisi çizgisi bulmalıyız. Yahut ithalattan arındırılmış oranı geçmiş yıllara yayarak durum değerlendirmesi yapmak daha gerçekçi olacaktır.
Şimdi Dünyayı bırakalım kendimize bakalım:
Yurt içindeki yabancıların gelirleri de; SGK, GİB, BDDK ve MASAK ile işbirliği içinde yürütülmesi şarttır. Bu durumu belirlemek için de bir endeks olması ve kamuoyu ile paylaşılması gerekir Nedir bunlar:
• Düzenli Göçmenlerin işgücü olarak çalışmaları sonucu elde ettiği Gelirler
• Düzensiz Göçmenlerin işgücü olarak çalışmaları sonucu elde ettiği Gelirler
• Çalışma Bakanlığı onaylı vizeli Yabancıların işgücü olarak çalışmaları sonucu elde ettiği Gelirler
• Kişisi yahut kaynağı Belirlenmiş paraya konvertibl, swift, eft, havale, coin, hisse senedi gelirleri
• Kaçak İşçi Geliri olmalıdır.
Hatta bu maddelerde belirttiğim hususlar, Bakanlıkların kendi içerisindeki tevkifat, tarh, tahakkuk ve tahsilatlar için Usulsüzlük, SGK, Maliye GİB Gelirleri de eklenerek kamuoyuna bilahare izahatı yapılabilir.
Yani amacım net bir istatistik ulaşmak için zemin hazırlamak, devletimizin vergi kayıp kaçaklarını önlemeye yönelik çözüm önerilerinde bulunmak ile birlikte, SGK'nın gelirlerini arttırmak içindir.
Biz buraları düzenleyebilirsek, toplumsal çalışanlarımızın sorunlarımıza daha detaylı ve cesaretle inebiliriz.
Mesela:
1. Sektöre göre kadın çalışan işe alma oranı nasıl belirlenebilir onları konuşuruz. İklimimiz belki buna müsait olur. Kadınların izin hakları ile çalışma saatlerini tekrar masaya yatırabiliriz...
Neden olmasın.
Şimdi Spor, Politika, Tarih, Kültür, İklim ile ilgili yazılar yazmak vardı keyifle okurduk diyorsunuz. Ancak bunlar da daha keyifle yaşamak için önerilerimiz ve dilden dile dolaşsın ki mutman olalım diyedir.
Eğer nefesim yeterse Yakında Gelir Arttırıcı Hususlar ile ilgili başka bir yazı yazmayı da düşünüyorum. Hatta BYD gibi firmalar hakkında da ayrı bir makalem ile Maliye ve Ticaret bakanlığına katkım olacak.
Demek ki yapmamız gereken hususları kısaca tarif edersek;
• Çok kazanandan çok vergilendirme yaklaşımının derinleştirilmesi,
• Vergi Barışı yerine gelir Arttırıcı hususlar için toplumsal mutabakat ve fikir telakkileri,
• Kaynağında kesinti, dolaylı değil direkt vergilendirme,
• Vergi iade Sistemine dönüş,
Konularında da görüşlerimi aktarmaya devam edeceğim.
Özellikle sosyal medyada karşılaştığım legal olmadığı muhtemel reklamlar hakkında Ticaret Bakanlığımıza da gönderdiğim konulara belki bir nebze yanıt gelir daha detayıyla sizlerle paylaşırım:
• Araç muayenelerine muhalefet,
• Gayrimenkul sermaye iradı kontratlarının çoklu kişi olsa bile tek istisna tutarı belirleme,
• Çoklu kira gelirlerinde yükseltme kademeli vergi,
• Kiralanan sportif hizmetler, transfer ücretleri, yurt dışı şirketlere ödenen bedellerin aynen Ülke içinde elde edilmiş, mal, hizmet veya işçi giderleri ölçüsünde vergilendirilmesi yahut gelir vergisine tabi tutulması, bedellerin de bankalarca hazine ve maliyeye direkt tebliği
• İstisna ve Muafiyet ile gümrük vergisi, özel tüketim vergisi gibi hususlarda şartları yerine tam ve zamanında getirmeyenler hakkında VUK yönünden cezai işlem, müeyyide ve toplam kümülatif tahsilatın yapılması hatta tahakkukun tahsilinin gecikmesi halinde ticari faaliyet ve birikimlerinin haczedilerek dondurulması,
• Ticaret Bakanlığımızın 4458 sayılı Gümrük Kanunu kapsamında, hava ve deniz taşıtlarının yabancı limanlardan kendi ihtiyaçları için getirdiği veya bu araçlar adına gönderilen donatım ve işletme malzemelerinin serbest dolaşıma girişinde gümrük muafiyetinin gözden geçirilmesi gibi.
Özellikle Türk vatandaşları tarafından süreli ve istisnasız vergiye tabi kullanımlarının da nihayi olarak son bulmasını talep ediyorum. Zaten konu hakkında bilgilendirmelerim Ticaret Bakanlığımızda şeklen mevcut durumda.
Ez Cümle:
Dar gelirliye değil, Lüks tüketim, çoklu kazanç gelirlerinden vergi almayı düstur edinelim diyorum.
Zenginim, Varlıklıyım, Çok çalıştım, Riske Girdim, Mücadele ettim, Keşfettim, İcat ettim Ne var bunda diyenlere seslenmek istiyorum:
Elbette Ne mutlu size ki, sizler gibi zeki, çalışkan, erdemli, etik, elini taşın altına koyan girişimcilere sahibiz. Ne Mutlu ki bu ülkede bizlerle yaşıyorsunuz. Lafım yok.
Elbette GSMH üstünde kazancınız da olacak, bu çok doğal diyorum. Güzel şartlarda yaşamak en tabi hakkınız. Her bir servetin sahibinin insani açıdan yatırım yapması, harcaması, tasarruf etmesinin de sonuna kadar destekçisiyim ve böyle olmalı da. Allah daha da çok versin inşallah.
Biz de Kanunlar, Kararnameler, VUK ışığında bu ülke kaynağından çıkan hünerli emeklerinizin yasal boyutunun istisna ve muafiyetlerin tenzilatı yapıldıktan sonraki halini toplumumuz için kullanılarak bayındır edilmesini arzu ediyoruz. Siz de bunu istiyorsunuz biliyorum.
Lakin her güzelliğin de bedeli olmalı değil mi sevgili okurlarım?
Sağlıcakla kalınız.
#Cihan FULSER
Gazeteci, Arş.Yazar, Danışman
#ErdenTimur #ŞeymaSubaşı #GalataKöprüsü #Mutlu #JusticeForGaza #YeniYıl #2026yılı #Eren #Sağlıklı #GökmenÖzdenak #Amin #ŞeymaSubaşı #ZohranMamdani #ErdenTimur #Müslüman #NewYork #DevletBahçeli
Evet 280 Kişi
Hayır 9 Kişi