Dr.Muhtar Fatih BEYDİLİ

Gönül coğrafyası, binlerce yıllık tarihimizde atalarımızın at koşturduğu, devlet kurduğu, yerleşip hayat sürdüğü, günümüzde bile varlığını sürdüren çeşitli mimari eserlerle süslediği, iz bıraktığı yerlerdir. Gönül coğrafyamız, burnumuzda, gözümüzde tüten, etnik ve dini, kalbî ve zihnî bağlarla bağlı olduğumuz yerlerdir.  

Dünya üzerinde her ülkenin resmi, siyasi sınırları vardır. Ülkelerin egemenliği ve otoritesi, sınırları içerisinde geçerlidir. Ancak bazı ülkelerin etki alanı, siyasi sınırlarının çok ötesine uzanır. Türkiye, bu ülkelerden biridir. Etki alanı siyasi sınırlarının ötesinde olan ülkeler, bu güçlerini ya geçmişlerinden ya da sahip oldukları güçlerinden alırlar. Türkiye, hem geçmişinden hem de sahip olduğu gücünden dolayı sınırlarının ötesinde bir etki alanına sahiptir. Türkiye’nin etki alanı, aynı zamanda bizim gönül coğrafyamızdır.  
Bizim Gönül Coğrafyamız Sadece Anadolu ile Sınırlı Olmamalı

Türk Milleti Umudun ve Gönül Zenginliğinin Simgesi

Dünyada öyle bir millet vardır ki, mazlumların ve sivil toplumların umudu haline gelmiştir. Bu millet, dini, dili veya ırkı ne olursa olsun, insanlığın ortak vicdanına seslenir. Örneğin, Amerika’yı bekleyenler genellikle çıkar ilişkileri veya terör örgütleri gibi dar bir kesimle sınırlıdır. Oysa Türk milletini bekleyenler; Afrika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Çin’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada, özgürlük ve adalet özlemi çeken insanlardır.  Türk milleti, sadece askeri ya da ekonomik gücüyle değil, taşıdığı gönül zenginliğiyle farklılaşır. Biz, hürriyet, adalet ve mutlu bir yaşam umuduyla çağrılan bir milletiz.

Tarih boyunca kurdu ve koyunu aynı obada barış içinde yaşatabilen bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bu beklenmek hali, Allah’ın milletimize bahşettiği eşsiz bir nimettir. Ancak böyle büyük bir nimetin beraberinde getirdiği sorumluluk da büyüktür.  Bu sorumluluğu hakkıyla yerine getirmek için yalnızca siyasi ve ekonomik sınırlar içinde hareket etmek yetmez.

Gönül coğrafyamıza yönelerek, ortak değerlerimizi ve insan sevgisini yeryüzünde yeşertmekle mükellefiz. Tıpkı taşların üzerinde papatyalar yeşertmek gibi, gönül coğrafyamızda barış, merhamet ve dayanışmayı kökleştirmeliyiz.  

Nedir gönül coğrafyası?  
Gönül coğrafyası, binlerce yıllık tarihimizde atalarımızın at koşturduğu, devlet kurduğu, yerleşip hayat sürdüğü, günümüzde bile varlığını sürdüren çeşitli mimari eserlerle süslediği, iz bıraktığı yerlerdir. Gönül coğrafyamız, burnumuzda, gözümüzde tüten, etnik ve dini, kalbî ve zihnî bağlarla bağlı olduğumuz yerlerdir; “bizim” dediğimiz, sevdiğimiz, sempati beslediğimiz, özlediğimiz yerlerdir. Gidilesi, görülesi yerlerdir.  

Orta Asya, ata yurdumuz Türkistan, Azerbaycan ,Türkmenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan Türk milletinin köklerinin atıldığı, medeniyetlerinin filizlendiği ve dünya tarihine yön veren bir coğrafyadır. Moğolistan’dan Horasan’a, Kazakistan’dan Tibet’e kadar uzanan bu geniş topraklar, yüzyıllar boyunca birçok Türk devletine ve zengin bir kültürel mirasa ev sahipliği yapmıştır.  
Türkistan, yalnızca bir bölge değil, Türk tarihinin ve kimliğinin doğduğu kutsal bir yurttur.

1000 yıl evvel Asya’dan geldik, Anadolu’da konakladık, vatan edindik; durmadık. Suriye, Irak, Filistin’e uzandık, yayıldık. Arabistan’a, Kuzey Afrika’ya yerleştik, izler bıraktık. Balkanlara açıldık, Avrupa’nın ortalarına kadar vardık. Her birinde ecdadın hatıraları, izleri var. Oralar gönlümüzde, aklımızda; hafızamız, oraların öyküleriyle dolu.  

- Oğuz Kağan’ın yeri, ilk Türk başkenti sayılan Ötüken, Moğolistan topraklarında, Çin’e yakın.  
- Mezhep imamımız Maturidi’nin, ilk Türk sufisi Hace Ahmet Yesevi’nin, hadis âlimi Buhari’nin yeri, Semerkand, Orta Asya’da, Özbekistan topraklarında.  
- Kırım, Girayların memleketi, Karadeniz’in kuzeyinde, Rusya’ya komşu.  
- Kafkaslar, Anadolu’ya girişte kuzey kapısı.  
- İran, Büyük Selçukluların yurdu; halen Azerbaycan Türklerin yoğun yaşadığı yer.  
- Irak ve Suriye, Anadolu’dan önce at koşturduğumuz Türkmen eli toprakları. Suriye, Süleyman Şah’ın kabrini bağrında tutar.  
- Filistin, peygamberler şehri; Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı bağrında tutar.  
- Mısır, Tolunoğullarının, İhşitlerin, Memlüklerin yurdu; Yavuz Sultan Selim’in emanetidir.  
- Cezayir ve Tunus, Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa’nın hâkim olduğu, beylik kurduğu yerler.  
- Batı Trakya, Selanik, Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün doğduğu kent; bugün Yunanistan’da.  
- Balkanlar, evlad-ı fatihan yurdu.  
- Bosna, Makedonya, Kosova, Sultan I. Murad’ın savaş meydanında şehit düştüğü ve defnedildiği yerler.  
-Hicaz,Mekke ve Medine, Hz.Peygamber Efendimizin soluklandığı yurt , Arabistan’da. 
- Kuzey Afrika, Ortadoğu… Tüm bunlar gönül coğrafyamızın farklı parçalarıdır.  

Ecdadımızın İzleri ve Sorumluluğumuz

Gönül coğrafyamız dediğimiz bu yerler, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 Türk imparatorluğu kurulduğu, yaşadığı topraklardır. Bu imparatorluklar sırasıyla Büyük Hun, Batı Hun, Avrupa Hun, Ak Hun, Göktürk, Avar, Hazar, Uygur, Karahan, Gazneliler, Büyük Selçuklu, Harezmşahlar, Altınordu, Timur, Babür ve Osmanlı şeklinde.

Cumhuriyetimizi kurarken gönül coğrafyamızdaki insanların maddi ve manevi yardımları unutulmamalıdır. Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda şehit düşmüş insanların büyük kısmı, bugünkü siyasi sınırlarımızın ötesinde doğmuş, yaşamış insanlardı.  

Ecdat, yaşadığı, yönettiği toprakları vatan kıldı, çeşitli eserlerle süsledi; köprüler, camiler, kervansaraylar, hanlar, çarşılar, medreseler, tekkelerle donattı. Bu eserler, gönül coğrafyamızla olan bağlarımızın somut örnekleridir. Bugün gönül coğrafyamızda elliye yakın devlet bulunmaktadır. Bu devletlerle bağlarımızı geliştirmek, güçlendirmek hem onlar hem de bizim için gereklidir.  

60 yıldır alınmadığımız Avrupa Birliği hayalinin peşinde koşacağımıza gönül coğrafyamızdaki devletlerle bağlarımızı geliştirseydik, bugün dünyada ve bölgemizde birçok şey daha farklı olurdu. Ancak bunun için hâlâ geç değil! Eğitim, kültür, ekonomi politikaları ile, sivil toplum dernekleri ve yardım kuruluşlarıyla gönül bağlarımız somut işbirliklerine dönüştürülmelidir.  

Bosna’da Türk Adaleti: Bir Milletin Şefkati

Türk milleti olarak siyasi ve politik sınırların ötesine geçip gönül coğrafyamıza yönelmeliyiz. Çünkü tarih bizi çağırıyor.  
Bosna-Hersek’te görev yapan Türk askerlerinin hikayesi, Türk milletinin gönül coğrafyasındaki bu sorumluluğunun bir örneğidir. Askerlerimiz, yardıma muhtaç bir köyde dağıtım yaparken listede unutulan yaşlı bir teyzeye yardım götürmek için karla kaplı zorlu yolları aşar. Teyzenin kapısını çaldıklarında, ilk sözü şu olur:  “Türk müsünüz?”  
Askerlerimiz, gururla “Evet” dediğinde ise teyzenin yanıtı, bir milletin asırlık gücünü ve sevgisini özetler:  “Geleceğinizi biliyordum.”  

Türk askerinin bu merhamet dolu dokunuşu, Bosna halkının gönlünde derin bir iz bırakır. Çünkü Türk milleti, her zaman barışın, yardımlaşmanın ve insanlığın yanında yer almıştır.  

Bir Vasiyet: “Beni Bir Türk Defnetsin

Bir başka hikaye: Bosna’da bir Türk genci, yaşadığı şehirde bir Müslüman ailenin ricasıyla bir cenazeye götürülür. Vefat eden yaşlı adamın vasiyeti şöyledir:  “Beni bir Türk defnetsin.”  
Genç, sadece bir Fatiha okuyarak bu isteği yerine getirir. Çünkü Türk milletinin gölgesi asırlardır bu topraklara güven ve umut olmuştur. Tarih bizi çağırıyor. Biz bu çağrıya kayıtsız kalamayız.

Bunlar sadece bir hikaye değil. Bosna’dan Musul’a, Makedonya’dan Pakistan’a Somali'den Filistin'e, Libya'dan Suriye'ye insanlığın son umudu bu topraklardır, milyonlarca insanın serinlik bulduğu bir şemsiye gibidir. Türk milletini bekleyenler, özgürlük, adalet ve huzur umudu taşıyanlardır.  
Bu olay, Türk milletinin yüzyıllardır hüküm sürdüğü topraklarda nasıl bir iz bıraktığını ve bu topraklardaki insanların Türk milletine duyduğu sevgiyi gösteriyor. Türk milleti, sadece geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de umudu olmaya devam ediyor.  
Bunlar gibi yüz binlerce insan Türk’ün geleceğine, varlığına inançla bağlanmıştır.  

Bu nedenle, tarih bizleri çağırıyor. Türk milleti, sadece sınırlarını koruyan bir güç değil, aynı zamanda gönül coğrafyasını yaşatan bir millet olarak bu çağrıya yanıt vermek zorundadır. Çünkü 600 yıl hüküm sürdüğümüz ve 1000 yıl ayakta kalmayı başardığımız topraklarda, Türk milletine olan sevgi ve güven hâlâ dimdik ayaktadır.  
Bu noktada liderlerimize olan güvenimiz tamdır. Çünkü biz, zenginliği yalnızca maddi kaynaklarla ölçmeyen, gönül zenginliğini de esas alan bir milletiz. Sahip olduğumuz bu mirası koruyarak, insanlığa umut olmaya devam etmek bizim tarihsel ve manevi sorumluluğumuzdur. Türk milleti, yalnızca geçmişin değil, geleceğin de adalet ve barış sembolüdür.

Gönül Coğrafyasına Yönelmeliyiz

Bugün Türk milletine düşen görev, gönül coğrafyamızda barışı ve sevgiyi yeşertmek için çalışmaktır. Her taşın üzerinde papatyalar yeşertmek gibi, gönül zenginliğiyle tüm mazlumların ve ihtiyaç sahiplerinin yanında yer almalıyız. Liderlerimize bu konuda güvenimiz tamdır. Çünkü biz, zenginliği yalnızca maddiyatla değil, gönül zenginliğiyle de anlamlandıran bir milletiz.  

Sonuçta tarih bizi çağırıyor. Türk milleti, mazlumların umudu, barışın temsilcisi olmaya devam edecektir. Bosna’da Türk askerinin yaşadığı hikaye, bu kutsal görevi ve sevgi bağını bir kez daha gözler önüne seriyor. Biz, tarihimizin bize yüklediği bu sorumluluğun farkındayız. Çünkü Allah’ın lütfuyla, Türk milletinin sancak gölgesi hâlâ dünyanın dört bir yanındaki mazlumları serinletiyor ve onlara umut oluyor.  

Bu çağrıdan kaçamayız, çünkü tarih ve gönüller bizi çağırıyor.

Unutmayalım ki gönül coğrafyası bizim için sadece bir nostalji değil; tarihten gelen bir görev ve geleceğe yönelik bir vizyondur.

 

 


Tarih Bizi Çağırıyor: Türk Milletinin Gönül Coğrafyasının Kutsal Görevi

Gönül coğrafyamız, burnumuzda, gözümüzde tüten, etnik ve dini, kalbî ve zihnî bağlarla bağlı olduğumuz yerlerdir.

Dr. Muhtar Fatih Beydili

13.01.2025 17:34:00

Traktör Şazi'nin maçları TRT'de yayınlansın mı?


EvetEvet 300 Kişi
% 96,46
HayırHayır 11 Kişi
% 3,53

Fenerbahçe ve SMS Grup İnşaat Forma Sponsorluğu Anlaşması İmzaladı:

Sorun Giderildi; Fenerbahçe dev transferi resmen açıkladı! En Nesyri gitti, Kante geldi

FENERBAHÇE YIKILMAZ ÖĞRENEMEDİN Mİ KRUNİC?

Rza Zunuzi - "Etnik hakaretler devam ederse, takımın oynamasına izin vermeyeceğiz"

Fenerbahçe Arsavev, 10'da 10'la Zirveye Göz Kırptı.

Arda Turanlı Shakhtar zirveye koşuyor: Dinamo Kiev’i 3-1 yendi

Fenerbahçeli basketbolcu sözleşmesini tek taraflı feshetti: Kulüp yasal süreci başlattı

Sadettin Saran Üç Yıldıza “Güle Güle” Demeye Hazırlanıyor

A Milliler sahneye çıkıyor: 2026 Dünya Kupası yolunda kritik üç sınavın tarih ve saatleri açıklandı

Türkiye, İsrail’i 10-3 mağlup ederek Avrupa Şampiyonu oldu

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 25 19 2 4 41 61
2.FENERBAHÇE A.Ş. 25 16 0 9 32 57
3.TRABZONSPOR A.Ş. 25 16 3 6 22 54
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 25 13 5 7 15 46
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 25 12 7 6 17 42
6.GÖZTEPE A.Ş. 25 11 5 9 10 42
7.KOCAELİSPOR 25 9 10 6 -3 33
8.SAMSUNSPOR A.Ş. 25 7 7 11 -3 32
9.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 25 7 9 9 -3 30
10.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 25 7 9 9 -10 30
11.CORENDON ALANYASPOR 25 5 8 12 -4 27
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 25 6 12 7 -6 25
13.TÜMOSAN KONYASPOR 25 5 11 9 -10 24
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 25 6 13 6 -15 24
15.İKAS EYÜPSPOR 25 5 13 7 -17 22
16.KASIMPAŞA A.Ş. 25 4 12 9 -15 21
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 25 3 11 11 -27 20
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 25 3 17 5 -24 14

YAZARLAR