Bedenin dışından ruhun içine, toplumsal bir alışkanlıktan ahlaki bir devrime geçiştir.
Gerçek oruç, boğazın kaç saat kuruduğuyla değil, takvanın insanın içinde kaç haksızlığı kuruttuğuyla ölçülür.
Kur’an-ı Kerim’in işaret ettiği gaye ritüel değil, takvadır.
Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Kim yalan sözü ve onunla amel etmeyi bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini içmesini bırakmasına ihtiyacı yoktur.”
İşte ölçü burada ortaya çıkar: Önemli olan sadece uzak durmak değil, arınmaktır.
Gasbedilmiş bir evde yaşayanın orucu yoktur; çünkü gasp edilen hak üzerine kurulan duvarlar, kişi bütün ömrü boyunca oruç tutsa bile onun aleyhine şahitlik eder.
Kamu malını çalanın orucu yoktur; çünkü kamu malı fakirlerin alın teri ve gelecek nesillerin hakkıdır.
Aklın nimetini hedef alanın orucu yoktur; çünkü akıl bir emanettir ve onu devre dışı bırakmak hakikate ihanettir.
Rüşvet alanın orucu yoktur; çünkü harama uzanan eli bir damla susuzluk temizlemez.
Yalan söyleyip halkın rızkını çalanın orucu yoktur; çünkü yalan, fiilden önce anlamı bozar.
Vatanın nimetinden yiyip sadakati dışarıya olanın orucu yoktur; çünkü vatan talan edilecek bir sofra değil, korunacak bir ahittir.
Kişisel, ailevi ya da partisel çıkarı için başarısızları, yolsuzları ve fırsatçıları kullananın orucu yoktur; çünkü başkalarının zayıflığı üzerine kurulan ihtişam, sahibini kendi elleriyle yıkıma götürür.
İftira atan, fitne çıkaran; kin, nefret, ırkçılık, ayrımcılık, mezhepçilik, hizipçilik, anlamsız çatışmalar, geri kalmış fikirler ve iki yüzlülük yayanın orucu yoktur; çünkü oruç bir terbiye mektebidir, kışkırtma kürsüsü değil.
Kin ve haset taşıyanın orucu yoktur; çünkü kararmış bir kalbi aç kalmak aydınlatmaz.
İnsanların topraklarını gasbedenin orucu yoktur; çünkü toprak sahibini tanır, tarih unutmaz.
Zorla demografik değişime sebep olanın orucu yoktur; çünkü toplumların yapısıyla oynamak, güvenin köklerini sökmektir.
Hile yapanın orucu yoktur; çünkü hile güvene ihanettir, oruç ise emanettir.
Mübarek zamanları fırsat bilip malı fahiş fiyata satanın orucu yoktur; çünkü ahlaki mevsimler stokçuluk fırsatı değildir.
İnsanlara etnik, mezhebi ya da siyasi sebeplerle hakaret edenin orucu yoktur; çünkü takva renk, mezhep ya da parti tanımaz.
Oruç özünde iç adalettir; dış adalete yansır.
Beden aç kalır ki vicdan doysun,
Dil sussun ki kalp doğruyu söylesin,
İnsan, insanlığını eksilten her şeyden uzak dursun diye…
Bedenin açlığıyla zulmün iştahını bir arada taşıyan ise şekli kavrar, manayı kaçırır.
Aralarındaki fark, insanı yücelten bir ibadet ile onu olduğu yerde bırakan bir alışkanlık arasındaki farktır.
Evet 293 Kişi
Hayır 10 Kişi