Asıl soru şudur;
Bu yangın nereye kadar yayılacak ve kim bu ateşten nasıl çıkacaktır?
Savaşın dili serttir;
Fakat sonucu çoğu zaman sandığımız kadar kesin değildir. Modern çağın savaşları artık toprak kazanmaktan çok denge kurma savaşıdır.
Füze sayısı kadar ekonomik dayanıklılık, askeri güç kadar diplomatik sabır belirleyici olur.
Amerika Birleşik Devletleri için bu savaş, küresel liderliğin yeniden sınanmasıdır. İsrail’in güvenliğini garanti ederken Çin’i dengede tutma hedefinden vazgeçmek istemez.
Fakat her cephe maliyet üretir. Güçlü kalır; ancak yıpranmadan çıkamaz.
İran için mesele varoluşsaldır.
Rejim geri adım atarsa içeride çözülme riski, sertleşirse dış baskı artışı vardır. İran kolay yıkılmaz ama çok güç kaybı yaşar.
Sonuçta başka bir ihtimal de içine kapanıp, daha katı bir güvenlik devleti haline gelebilir.
İsrail askeri üstünlüğünü korur; Fakat sürekli savaş psikolojisi bir toplumun omuzlarına ağır gelir. Güvenlik sağlanır; huzur gecikir.
Rusya ve Çin doğrudan savaşmaz; Fakat sonucu dikkatle izler. ABD'nin dikkatinin dağılması bu iki güç için stratejik alan açabilir.
Enerji fiyatlarının artışı, Rusya’ya nefes aldırır; uzun kriz Çin’in sabrına hizmet edebilir.
Gelelim Ülkemize;
Türkiye için asıl mesele taraf olmak değil, dengeyi korumaktır. Coğrafyamız avantajdır; kırılgan ekonomimiz risk. Duygusal tepkiler iç kamuoyunu tatmin edebilir, Devlet aklı sabır ister.
Tarih göstermiştir ki; Türkiye kriz dönemlerinde soğukkanlı kalabildiği ölçüde güçlenmiştir.
Bu savaş BM’in yapısını tartışmaya açabilir. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelik sistemi uzun süredir adalet tartışmalarının odağındadır. Sayın Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” Sözü tarihe geçmiştir. Olurmu olur, ancak gerçekçi olmak gerekir; Güç dengesi değişmeden masa düzeni değişmez.
Veto yetkisi olan Ülkeler ayrıcalıklarını kolay bırakmazlar.
Kim kazanır?
Mutlak kazananı olmadığı gibi, kimsede tamamen kaybetmez.
Ama herkes, az veya çok yorulurlar.
Modern savaşların kazananı, en çok vuran değil en az yıpranandır.
Sert konuşan değil, uzun nefes alandır.
Son sözüm;
Ortadoğu’nun kaderi bir kez daha büyük güçlerin hesap tahtasında şekilleniyor.
Fakat unutulmaması gereken şudur: Haritalar cetvelle çizilir, tarih ise sabırla yazılır.
GÜL dikenli kalır; Fakat kokusunu kaybetmez. Milletler için de asıl sorun, ani fırtınalarda savrulmadan ayakta kalabilmektir.
01 MART 2026
ESEN KALINIZ
Evet 297 Kişi
Hayır 11 Kişi