Konumuzu ilgilendiren yönü ,terörü oluşturan nesne ve toplulukların , bir üst akıl tarafından belli çıkar ve hesaplarla bir yerden başka bir yere yönlendirilmesi, taşınmasıdır. Sırasıyla; önce Türkiye’den Irak’a- Suriye’ye nakledilmesi-Şimdi de İran’a taşınması söz konusu.
İran yönetimi, yıllardan beri Türk devleti yetkililerince ve aydınlarınca uyandırılmaya çalışılmış-uyarılar yapılmıştır. Tıpkı yüz yıllardır olduğu gibi ,İran; ısrarla-inatla kulaklarını tıkamaya devam etmiş ,her fırsatta Türkiye Cumhuriyeti devletinin önüne taş koymaya çalışmıştır.
İran nüfusunun yarısı Türk’tür. Bize ne diyemeyiz. Türk coğrafyası ile aramızda durmaktadır. Anlaşılan o ki; devletimiz İran’ı uyarmaya yol göstermeye devam etmektedir. Tıpkı Suriye’yi uyardıkları gibi! Suriye’nin o zamanki yöneticileri; yapılan uyarıları dikkate almadılar bakın başlarına neler geldi.
Yine; içinde bulunduğum heyet adına 2011 yılında Şam’daki Emevi meydanında yaptığım konuşmada, bir Türk olarak üzerime düşen uyarıları yapmıştım. Aradan yıllar geçse de Yaptığım uyarılar değerini yitirmedi. Aksine gelişen olaylar değerini artırdı. Suriye ziyaretimizin tüm ayrıntıları İran’ın SAVAMA’ sının elinde olmalı. Bulup tekrar dinleseler ibret alıp ders çıkarsalar yeridir.

İran yöneticilerine derim ki; Suriye ve Lübnan’a benzemek istemiyorsanız Türk devletinin yol göstermesine dört elle sarılmalısınız. Eğer, yok olmaya yüz tutarsanız; Türk devleti kendine yönelen tehditleri yok etmek ve soydaşlarını korumak için üzerine düşenleri yapmaktan çekinmeyecek. Akıl mantık ve bilimin icaplarını yerine getirecektir. Tıpkı Suriye’de yaptığı gibi , rahmet nazarıyla yaklaşacaktır. Bundan hiç şüpheniz olmasın. İran’daki Farisi akıl Türk düşmanlığından vaz geçmeli Türklerin uzattığı kardeşlik elini sıkı sıya tutmalıdır.
Kendinizle birlikte, bölgeyi inatla ateşe atmaktan derhal vaz geçmelisiniz. Bulunduğunuz yerde , Türkiye gibi kardeşliğin dostluğun barışın adası olmanın çabasını göstermelisiniz. Şimdiye kadar yaptıklarınız hep ayağınıza dolandı. ABD –AB üyelerinin son tavırları bunun örneğidir. Türkiye güçlenmeden- varlığınızı idame ettiremezsiniz. Türkiye’nin ayağına dolanmaktan vaz geçiniz.
Gelelim DEM partililerin 09/01/ 2026 da TBMM de yaptıkları basın açıklamasına, Halep operasyonları nedeni ile Türkiye Cumhuriyeti devletini ve bakanlarını suçlamaları- acayip sloganlar atmalarını manidar buluyorum.
13/01/2026 günü yaptıkları açıklamalar Mazlum Abdi’nin Türkiye’ye davet edilmesini istemeleri ,cephe gerisini zaafa uğratmayı amaçlamaktadır. Devlet Bahçeli gereken cevapları vermiştir. Ancak bu kalın kafalılar, tatlı dilden -hoş görüden anlamazlar, anlamaya da niyetleri yok.
Bunlar, benim gönlümden geçenlere göre; vatana ihanetten yargılansalar ne güzel olur.
Görklü Çalap’ımızın görkemli selamları, devletimizi daha çok güçlendirmek için çabalayanların , çevremizdeki belaları def etmek için uğraş verenlerin üzerine olsun vesselam.
#LÜTFULLAH KALELİ
,
Evet 287 Kişi
Hayır 9 Kişi