İsrail ve ABD, zafer kazanmış gibi davranabilir. Ancak bu iki ülke, kandan beslenen vampirlerdir. İran kolay lokma olmayacak; tarih boyunca özgür ruhlu halklar, saldırgan güçlerin oyunlarını bozmuştur. Şah’ın oğlunun hayalleri suya düşmüş, bölgede hesaplar altüst olmuştur.
İran’da 86 yaşındaki dini liderin öldürülmesi, ülkenin sonu anlamına gelmez. Tam tersine, eli kanlı Hamanei’yi ebedileştirir. Çünkü İran’daki yönetim ve halkın çoğunluğu şahıslara değil, ideolojiye bağlıdır. Üç beş şahsa bakarak karar vermek büyük bir yanılgıdır. Netenyahu ve Trump kadar zalim olan Hamanei’yi öldürerek onu kahraman hâline getirdiler. Eğer Hamanei hayatta kalsaydı ve savaş bir ay daha sürseydi, yakınlarını kaybeden halk yavaş yavaş meydanlara çıkarak hâkimiyetin baskıcı yöntemlerini kınayacaktı. Tıpkı Suriye’de Esad örneğinde ve Irak’ta Saddam döneminde olduğu gibi… Şimdi ise onu sevmeyenler bile, “86 yaşında vatanı için şehit oldu, bize örnek oldu” diyecek.
Dedem Korkud’un veciz sözü burada akla gelir: “Ay oğul, hain içerdeyken kapı kilid tutmaz.” Orta Doğu ve İran’da da durum aynıdır; içeride hainler olmasaydı, İsrail ve ABD Hamanei’yi bu kadar rahat öldüremezdi. Ama görünen o ki, 86 yaşındaki Hamanei’yi kahraman hâline getirmek isteyen bir akıl, bu hainleri kendi lehine kullandı. İçeriden satın aldıkları kişiler sayesinde devlet başkanlarını çalmak ya da öldürmek, İsrail ve ABD’nin güçlü olduğu anlamına gelmez. Unutulmamalıdır ki, terörist kanunlarla dünyayı uzun süre idare edemez. Tam tersi, korku ve baskı, normal insanları size karşı olanlara yönlendirir; bunu İngiltere’de ve Çin’de çok iyi bilir, Amerikanı ve İsrail’i yok etmek isteyenler de tercihini yapmaya başladı. Bu iki haydut terörist ülke yüzünden dünyada devlet başkanlarının bile can güvenliğinin olmadığını dünya insanı bilir. Ve bu yüzden her geçen gün Siyonist kafayla yönetilen Amerika ve İsrail’e karşı kin sahada artıyor. Yahudiler ve Amerikalılar buna karşı çıkıyor. Görünen o ki, dünya insanı korkuyla yönetilemeyeceğini ve adaletsizliği cezalandıracağını gösterecek.
İlerleyen süreçte İran’da iç savaşlar, İsrail güdümlü Pejak terör örgütü ve Amerika ile bölge çıkarlarına hizmet eden bazı devletlerin desteklediği “dini-Şii” görünümlü terör örgütleri ortaya çıkacak. Ancak vatanına sahip çıkan halk da var; onlar direnecek, özgürlük için ayağa kalkacak. Amerika ve İsrail, bu direnişi terör olarak nitelendirecek, kendi kuklalarını ise “demokratik güç” olarak sunacak. Tıpkı Suriye ve Irak’ta olduğu gibi… Ama tarih gösteriyor ki özgür ruhlu insanlar zulme boyun eğmez.
İran işgalindeki Güney Azerbaycan’daki 45 milyon soydaşımız için sessiz kalamayız. Amerika ve İsrail’in bu iğrenç eylemlerine kayıtsız kalıp, oradaki kardeşlerimizi görmezden gelemeyiz. Onlar da buna izin vermeyecek. Dualarım sizinle, kardeşim.
Her vatansever gazeteci, siyasetçi ve sivil toplum örgütü, bu saatten itibaren İran işgalindeki Güney Azerbaycan halkının meşru hakları için harekete geçmeli, doğru bilgiyi yaymalı, kendi propagandamızı yapmalıdır. Ne yazık ki Türkiye ve Azerbaycan’daki bazı medya organları, İsrail enstitülerinin propaganda amaçlı fikirlerini kendi görüşü gibi sunuyor. Oysa bölgede gerçek güç sadece içeriden satın alınan hainlerle değil, halkın iradesine karşı koyamayan askerlerle sınırlıdır.
100 yıl önce tamamı Türk yurdu olan İran işgalindeki Güney Azerbaycan, sadece bir bölge değil; 45 milyon soydaşımızın vatanıdır. Sessiz kalmak, sadece zalimlerin işine yarar. Tarih, özgürlüğüne sahip çıkan halkların yanında olmuştur ve olmaya devam edecektir.
Evet 297 Kişi
Hayır 11 Kişi