Rusya’nın içe doğru çöküş senaryolarını tartıştığımız önceki analizimizin ardından, bölgenin iki ana aktörü olan Türkiye ve Azerbaycan’ın bu süreçteki konumlanmasını ele almak artık bir zorunluluktur. Moskova’nın "Serebral İflas" aşamasına yaklaştığı her gün, Ankara ve Bakü hattında jeopolitik bir tahkimat süreci hızlanmaktadır.
1. Şuşa Beyannamesi: Bir Kaos Sigortası
Türkiye ve Azerbaycan arasındaki müttefiklik ilişkilerini en üst seviyeye çıkaran Şuşa Beyannamesi, sadece Ermenistan’a karşı bir gövde gösterisi değil, aslında Rusya sonrası oluşacak devasa güç vakumuna karşı atılmış proaktif bir adımdır. Kuzeydeki sistem buharlaştığında, Kafkasya’nın güvenliği artık dışarıdan "ithal" edilen bir mekanizmaya değil, bizzat bölgenin öz gücüne emanet edilecektir.
2. Orta Koridor: Çin’den Avrupa’ya Uzanan Yeni "Omurga"
Rusya’nın kuzey güzergahının (Trans-Sibirya hattı) güvenlik ve yaptırım sarmalında işlevsizleşmesi, Azerbaycan ve Türkiye’nin üzerinde bulunduğu Orta Koridor’u bir seçenekten öte, küresel ticaretin "tek güvenli omurgası" haline getirmiştir.
Hazar Geçişli Hat: Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Zengezur Koridoru’nun açılması, sadece ekonomik bir kazanç değil, Rusya’nın bölgedeki lojistik tekelini kıran jeopolitik bir darbedir.
Lojistik Hâkimiyet: Ankara ve Bakü, Batı ile Doğu arasındaki tüm enerji ve ticaret akışını kontrol eden bir "jeopolitik kilit" konumuna yükselmektedir.
3. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT): Jeopolitik Bir Kalkan mı?
Abil Hasanov olarak her zaman vurguladığım gibi, güç boşlukları tehlikelidir. Rusya’nın Orta Asya ve Kafkasya’daki etkisi azaldıkça, bu bölgelerin başka bir hegemonun (örneğin Çin’in) mutlak kontrolüne girmemesi için TDT’nin bir "güvenlik şemsiyesi"ne dönüşmesi hayati önem taşır.
Askeri İşbirliği: Ortak tatbikatlar ve savunma sanayindeki entegrasyon (TB2 Bayraktar ve Akıncı diplomasisi), bölge ülkelerinin kendi öz savunma kapasitelerini artırarak dış müdahalelere karşı bir direnç hattı oluşturmaktadır.
4. Zengezur Koridoru: Jeopolitik Bir "Check-Mate" (Mat) Hamlesi
Bu koridor sadece Nahçıvan ile Azerbaycan’ı birleştiren bir yol değildir; o, Türk dünyasının fiziki olarak birleşmesi ve Rusya’nın bölgedeki "böl-yönet" stratejisinin coğrafi olarak tarihe gömülmesidir. Bu koridorun açılmasıyla Türkiye, doğrudan Hazar kıyılarına ulaşacak ve Avrasya’nın içlerine kadar uzanan bir etki alanına sahip olacaktır.
Sonuç ve Gelecek Projeksiyonu
Türkiye ve Azerbaycan, "Rusya sonrası" döneme hazırlıksız yakalanmamak için son beş yılı çok yoğun bir diplomatik ve askeri trafikle geçirmiştir. Bizim için asıl meydan okuma, kuzeydeki çöküşün yaratacağı sığınmacı akını veya radikal akımlar gibi yan etkileri nasıl absorbe edeceğimizdir.
Abil Hasanov’un Notu: "Jeopolitikte duygusallığa yer yoktur; sadece hazırlıklı olanlar krizleri fırsata çevirir." Ankara ve Bakü, bugün Avrasya’nın yeni nizamını kuran iki mimar gibi hareket etmektedir. Şimal rüzgarları dindiğinde, meydan bu hazırlığı yapanlara kalacaktır.
Günün Sorusuna Yanıt: Yukarıdaki analiz ışığında, sizce Türkiye ve Azerbaycan’ın bu stratejik ortaklığı, sadece bölgesel bir ittifak mı kalacak yoksa küresel ölçekte yeni bir "güç kutbu"nun doğuşu mu olacak? Bakış açınızı paylaşmak ister misiniz?
#BedriUstaBoykot #SigortamızSahteymiş #MaduroABD #Caracas #BedriUstaBoykot #Rodriguez #Rusya #2025AGS #NicolasMaduro #2024KPSS #MarcoRubio #RecepTayyipErdoğan #CBAgs20BineOnay #NewYorkTimes #Dünya #Saddam
Evet 280 Kişi
Hayır 9 Kişi