İran’da yaşanan ayaklanmalar artık klasik sosyal hoşnutsuzluk aşamasını çoktan geride bırakmıştır. Bu süreç ne yalnızca ekonomik taleplerle ne de rejim–halk çatışmasıyla açıklanabilir. İran bugün yapısal bir kriz yaşayan, merkezi otoritesi zayıflayan ve içeriden aşınan bir devlettir. Parçalanma ihtimali artık politolojik bir tartışma konusu değil, gerçek senaryolardan biridir. ABD’li siyasi figürler dâhil olmak üzere dış aktörlerin açıklamaları bu süreci hızlandırabilir; ancak belirleyici faktör değildir. Asıl belirleyici mesele, İran içinde oluşan boşluğun kim tarafından ve hangi siyasi amaçla doldurulacağıdır.
Otoriter rejimler için dış destek beyanları özgürlük getirmez; aksine baskıyı meşrulaştırır. İran yönetimi on yıllardır iç protestoları “dış düşman”, “güvenlik tehdidi” ve “milli birlik” söylemleriyle bastırmaktadır. Bugün de aynı mekanizma işlemektedir. Spontane ve örgütsüz eylemler ne kadar yaygın olursa olsun stratejik bir sonuç üretmez. Sokak baskı yaratabilir; ancak siyasi gelecek sokakta değil, masada belirlenir.

Bu bağlamda sıkça dile getirilen “tek ve birleşik İran halkı” kavramı tehlikeli bir siyasi mittir. Gerçekte İran, Fars-merkezci ideoloji üzerine kurulmuş çok uluslu fakat adaletsiz bir devlettir. Azerbaycan Türkleri, Kürtler, Beluçlar ve diğer halklar ya asimilasyon politikalarına maruz kalmakta ya da sistemli biçimde siyasi karar alma süreçlerinin dışında tutulmaktadır. Böyle bir yapıda genel İran protestolarının otomatik olarak tüm halklar için adil sonuçlar doğuracağına inanmak siyasi safdilliktir.

Azerbaycan Türklerinin bu süreçteki konumu özellikle kritiktir. Tarih göstermektedir ki İran’daki her büyük siyasi sarsıntıda Tebriz ve Güney Azerbaycan belirleyici bir rol oynamıştır. Protestolar başladığında Azerbaycan Türkleri en ön safta yer almış; fakat sonuçlar paylaşıldığında dümen her zaman başkalarının elinde kalmıştır. Meşrutiyet Hareketi’nde böyle oldu, 1979’da böyle oldu ve sonraki tüm dalgalarda da aynı senaryo tekrarlandı. Bu artık bir tesadüf değil; milli bir siyasi programın, liderliğin ve kurumsal örgütlenmenin yokluğunun sonucudur.

İran’ın dağılması ihtimali gündeme geldikçe duygusal yaklaşımlar daha da tehlikeli hâle geliyor. “Şimdi zamanı değil”, “sonra konuşuruz”, “önce rejim gitsin” gibi sloganlar tarihte defalarca halkları kandırmış retoriklerdir. Dağılan devletlerde hakları halklar değil, hazırlıklı ve örgütlü siyasi özneler korur. Eğer Azerbaycan Türkleri bu aşamada susar ya da milli gündemi geri plana atarsa, bu suskunluk rıza olarak algılanacak ve yeni bir ad altında yine Tahran merkezli bir sistem kurulacaktır.

Bu nedenle hedef açık ve net biçimde ifade edilmelidir: Güney Azerbaycan’da milli bir devlet kurmak. Bu hedef duygusal bir slogan değil, tarihsel ve siyasi bir zorunluluktur. Mevcut İran devleti çerçevesinde eşit haklara dayalı bir geleceğin mümkün olmadığı artık pratikte kanıtlanmıştır. Milli devlet fikri ne aşırılıktır ne de ütopya; bu, siyasi özsavunmanın bir biçimidir.

Geçiş sürecinde asgari program derhâl ilan edilmelidir: ana dilin resmî statüsü ve tam eğitim hakkı, bölgesel özyönetim, seçilmiş yerel parlamento ve yürütme yapıları, güvenlik ve kaynaklar üzerinde gerçek denetim. Ancak bu talepler nihai hedef değildir; milli devlete giden yolun aşamalarıdır. Stratejik hedef, Azerbaycan Türklerinin kendi siyasi kaderine sahip olduğu bağımsız bir Güney Azerbaycan devletidir.

Tarihi dönüm noktalarında sokak kahramanlığı yeterli değildir. Tarihi masada, örgütü olanlar, liderliği şekillenmiş ve programı yazılı olanlar yazar. Eğer bu fırsat da plansız, lidersiz ve milli hedefsiz harcanırsa, İran değişebilir, isimler değişebilir; fakat Azerbaycan Türklerinin kaderi yine değişmeden kalır.

Bu süreç ya Güney Azerbaycan için milli devletle sonuçlanacaktır ya da Azerbaycan Türkleri yine başkalarının kurduğu bir siyasi sistemde yaşamak zorunda kalacaktır.

Tarih açısından üçüncü bir seçenek yokdur.


İran’da ayaklanmalar ve Azerbaycan Türkleri faktörü: fırsat, tehdit ve milli devlet meselesi

...

Düzgün ATALI

12.01.2026 12:16:00

Traktör Şazi'nin maçları TRT'de yayınlansın mı?


Evet 280 Kişi
% 96,88
Hayır 9 Kişi
% 3,11

FENERBAHÇE YIKILMAZ ÖĞRENEMEDİN Mİ KRUNİC?

Rza Zunuzi - "Etnik hakaretler devam ederse, takımın oynamasına izin vermeyeceğiz"

Fenerbahçe Arsavev, 10'da 10'la Zirveye Göz Kırptı.

Arda Turanlı Shakhtar zirveye koşuyor: Dinamo Kiev’i 3-1 yendi

Fenerbahçeli basketbolcu sözleşmesini tek taraflı feshetti: Kulüp yasal süreci başlattı

Sadettin Saran Üç Yıldıza “Güle Güle” Demeye Hazırlanıyor

A Milliler sahneye çıkıyor: 2026 Dünya Kupası yolunda kritik üç sınavın tarih ve saatleri açıklandı

Türkiye, İsrail’i 10-3 mağlup ederek Avrupa Şampiyonu oldu

Fenerbahçe’de Ederson Şoku! Oynayamazsa 3. Kaleci Tarık Çetin Kaleyi Koruyacak

Muhteşem Başarı: Muhammed Furkan Özbek’ten Dünya Rekoru ile Gelen Dünya Şampiyonluğu!

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 17 13 1 3 27 42
2.FENERBAHÇE A.Ş. 17 11 0 6 25 39
3.TRABZONSPOR A.Ş. 17 10 2 5 13 35
4.GÖZTEPE A.Ş. 17 9 3 5 12 32
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 17 8 4 5 8 29
6.SAMSUNSPOR A.Ş. 17 6 4 7 2 25
7.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 17 6 6 5 9 23
8.KOCAELİSPOR 17 6 6 5 -2 23
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 17 6 6 5 -6 23
10.CORENDON ALANYASPOR 17 4 4 9 1 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 17 5 9 3 -3 18
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 17 4 7 6 -4 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 17 4 8 5 -8 17
14.KASIMPAŞA A.Ş. 17 3 8 6 -10 15
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 17 4 10 3 -15 15
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 17 2 6 9 -17 15
17.İKAS EYÜPSPOR 17 3 10 4 -14 13
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 17 2 12 3 -18 9

YAZARLAR