Daha yeni kuruldukları sıralar;
Fenerbahçe Galatasaray maç yapacaklar. Galatsaray Başkanı, Fenerbahçe Başkanına; “iki önemli futbolcumuz sakat maçı ertelesek olur mu?” der.
Fenerbahçe başkanı kabul eder, maç ertelenir.
Ertelenen maç bir iki hafta sonra oynanır ve Galatasaray maçı kazanır.
Galatasaray başkanının maç esnasında gözlemleyip dikkatini çeken bir durum vardı, Fenerbahçe başkanına maç sonunda da söylemeden edemez:
“Başkan, futbolcularımız sakattı, rica ettim maçı kabul ettiniz ertelediniz; iyi de, sizde de sakat futbolcularımız varmış onlarsız oynadınız yenildiniz, söyleseydiniz gene ertelerdik”
Fenerbahçe Başkanı bu söze karşılık, Galatasaray Başkanına diygusal bir bakış fırlatır;
“Başkanım 11 kişi oynadık, bir maç iki defa iptal olmaz”
Kurtuluş Savaşı’nda her iki takım oyuncuları Vatan muharebesine gider; cephede üzerlerinde takım forması değil, aynı renk aynı şekil askeri üniforma vardır. Bir ekmeği bölüşerek aynı karavanadan yemek yer, omuz omuza mermi sıkar, kucak kucağa Şehit olurlar.
Yıllar geçer, o zamanlar Avrupa'ya maç için uçağa doluşup bir kaç saatte gidilmez, gemi veya otobüsle uzun hele hele denizaşırı ülkeyse daha meşagetli yolculuk gerektirir.
Günümüzde, Milli takım Dünya Kupasına katılsın da seyredelim diye Dünya kupası eleme maçlarında hop oturup hop kalkıyoruz ya;
Hak kazandığı halde, 1950 Yılında Brezilyada yapılan Dünya Kupasına maddi imkansızlıklardan dolayı futbol takımlarımızın biri demiyorum, milli takımımızın katılamadığını biliyor muydunuz?
Peki; çok uzak yerlere değil, Avrupa turnuvalarına gittikleri zaman, Avrupa'daki oynadıkları maçları rahat kazansınlar diye Galatasaray ve Fenerbahçe'nin birbirine en iyi futbolcularını emanet verip kendi elleriyle ayaklarıyla ezeli rakibinin formasını giydirdiklerini?
Anmadan edemiyorum;
Ah,bizim çocukluğumuzdaki amatör ruh!
Çocukluğumuzda rakip takımın en canımızı yakan futbolcusu da bize çok sevimli gelirdi.
Kaleci Yaşar Fenerbahçe’de oynarken Galatasaray'ın golcüsü Tarık Hoçiç’ten az çekmedi. Yaşar Abi’yi’de Yaşar Abi’nin kalesini de her maçta boş geçmezdi.
Ikisi de ayrı takımlara transfer olunca bizim derdimiz bitti de Yaşar Abi'nin gene bitmedi;
Hoçiç’te, Yaşar abi de başka bir takımlara transfer olurlar; olacak ya o takımlarda da gene bir maçta rakip olurlar.
Takımlar sahaya çıkarken Tarık Hoçiç Yaşar Duran’a döner.
“Kardeş”, iki parmağını gosterirken “iki tane”
Yaşar Duran cevap verir.
“Hadi oradan, o sen Galatasaray’da oynarken di” der.
Maç bittiğinde, Hoçiç sözünde durmuştur.
Yaşar Abi’de Tarık Abi futbolu bıraktıktan sonra da çilesi bitmedi.
Futbolu bıraktıktan sonra Bosna'daki köfteci dükkanı açan Tarık Hoçiç İle Bosna'daki dükkanın önünde verdiği röportajda:
“Galatasaray golcü arıyorsa Fener maçlarıni oynamak için 2 milyon dolar vereyim ben transfer olayım, ama kalede Kova Yaşar olacak” diyerek, o günleri ve Yaşar Abi’ye özlemini de belirten selam gönderdiğini yıllar geçse de hatırlar gülümserim.
Beşiktaş'ta oynayan Milli takım kalecisi Zafer'in antrenmanlarda sonra matbaa atölyesinde çalışıp, gündüz kaleci akşam futbolcu; ucuz olsun diye Fenerbahçeli Rıdvan'la Galatasaraylı Tanju'nun aynı evde kalıp ev arkadaşı; tuttuğumuz takım yendiğinde karşı takım tutana arkadaşla o kadar tatlı takılırdık ki keşke biz yenilseydik de bize böyle takılsalardı dediğimiz; şu anki çimden olan sahaların yağmur yağdığında çamurdan; o zamanlar yerden ısıtmalar mazgallar yoktu, beyaz çizgilerin kar yağdığında kömür karası olduğu; takımların fazla parası olmadığı için deplasman maçlarına otobüsle; futbolcuların derbi maçlarına bile kendi imkanlarıyla geldiği, maçların rakip takımla yan yana seyrettiği, rakip takım kotası uygulanmadığı, tek bir kanalda maçların canlı, özetini tekrar tekrar verildiği yıllardı.
Çünkü kuruldukları anlarda milli aynı zamanda amatör ruh vardı!
Ne mi değişti; herşey değişti de; diğer değişimleri tetikleyen yegane baş sebep;
İşin içine, milyon milyon dolarlık transferler, bundan para kazanan menajerler, maç yayın hakkı alan tv’ler, siyaset, milyon dolarlık maç sonucu gelirleri, reklam ve sponsorluk gelirleri, borsa, maç yorumlarından para kazanan televizyon programları ve bitaraf yorumcular, yazdıklarıma hizmet edenlere algı oluşturmak tutulan troller işin içine girdi.
O milli amatör ruh gitti; kazanmak için her yol mübahdır mantığıyla ne olursa olsun kazanmayı ön plana koyan kazanma hırsının ruhuyla; rantın parasal ruhu ve bu ruhun sertliği rant babaları tarafından ayarlanabilen esintisine takılan fanatikler kaldı!
Fanatikler deyince, onlara da bir iki kelamım olacak;
O, birbirini yiyen fanatikler futbolcuları da kendileri gibi fanatik zannediyorlar dimi;
Peki onlar, yazdıklarımın yanında;
Futbolda belirli bir maddi doyuma ulaşan ünlü futbolcuların, ezeli rakip yeni futbolculara gezsin dolaşsın diye arabalarını verdiğini; yesin içsin diye ceplerine para koyduklarını biliyorlar mı?
Peki, rakip takım futbolcularının evine ailecek ev ziyaretlerine gittiklerini!
Daha isim isim vererek neler anlatırım.
Bir sözüm daha var fanatiklere; unutmayın, toz duman arasında yaptığımız gereksiz tartışmalar; ileride toz duman geçince saçma genelde de komik bir anı olarak kalıyor;
Tanju, tek kanal, komiklik deyince aklıma bir anım daha geldi; bu anımı da anlatmadan geçemeyeceğim:
Sivaslıların derneğine iki defa davet edildim, ikinci davetimde Sivas'ın emektar kalecisi Menderes Kunter ile tanıştırıldım.
Tanışma esnasında tanıştıran kişi; “Menderes’i tanıyor musun” mahcup bir ifadeyle tanıyamadığımı söyleyince Menderes Abi gözlerimin içine içine bakıp:
“Beni nasıl tanımazsın, Tanju’yu tanıyan beni de tanır; Tanju beni meşhur etti, her maçta 5 atardı bana, o zamanlar tek tv var, aynı maçı da, tekrarını da tekrar tekrar özet verirdi; Tanju vurdu Menderes’i avladı, Tanju vurdu Menderes'i ters köşeye yatırdı; Menderes’te Menderes diye beni meşhur etti. Adnan Menderes’in eşi bile merak etmiş, televizyon Menderes Menderes diyor kimmiş çağırın şu Menderes'i de gelsin bir tanışalım” diye anlattığında bana kahkaha attırmıştı.
Peki, o kadar yazdın çizdin kelam ettin; önerin ne; ne yapacağız?
Diyenlere:
Öncelikle sporun seyir zevki olduğunu unutmayacağız ve spordan seyir zevkini ısrarla bekleyeceğiz.
Maç seyrederken, tartışırken empati kabiliyetimizi, objektifliğimizi bir kenara bırakmayacağız.
Biz seyirciyiz, biz taraftarız biz olmazsak ne takım ne yönetici ne de spor ve takımlardan rant kazananlar!
Bakın hepimiz bunları yapalım neler neler değişiyor!
Sağlık, huzur, saygıyla kalın!
BARIN Hasan Alioĝlu
Tarihçi, Araştırmacı Yazar
#spor #Galatasaray #Fenerbahçe #Spor #futbol #Adana Demirspor #Fanatizm #Google #deprem #yazık #Lazkiye #Colani #Esad #SiyahKalp #Prof. Dr. Engin ARIK#Enerji #FBvRFC #Tadic #Mourinho #Talisca #YisifTekinistifa #Ali Rıza Aldık #AdnanSuphanoğlu #İran
Evet 263 Kişi
Hayır 8 Kişi