ÇÖPTEN BESLENEN SIĞIRLAR
İçinde yaşadığımız günlerde gıda fiyatları ve özellikle de et ve et ürünlerinin pahalılığından muzdarip bir haldeyiz. Bir köy çocuğu olarak doğup büyüdükten ve 1986 yılından beri tarım sektörünün içinde olan biri olarak bu bana hiç yabancı değil. Hayvansal ürünlerdeki fiyat dengesizliklerini sürekli yaşıyoruz. Bu durum son 20-25 yıllık bir sorun değil. Kökeni çok eskilere dayanıyor.
Türkiye bir zamanlar pek çok tarımsal üründe kendine yeterli bir ülkeydi. Ancak nereden ve nasıl geldiğini çok iyi bildiğimiz bir ekonomik anlayışla ülke tarımı Turgut Özal’ın açıkladığı 24.Ocak 1980 ekonomik kararları sonrası hızla tasfiye edilmeye başlandı. Neymiş efendim “Devlet et ve süt mü üretirmiş? Yok devlet gömlek mi üretirmiş? Devlet yem mi üretirmiş?” gibi yüzlerce sayabileceğimiz örneklerle üreticinin ürünlerine satın alan ve ucuz girdi sağlayan kurumlar kapatıldı. Önce Süt ve Et Endüstrisi ile Zirai donatım Kurumu ve Yem Fabrikaları kapatıldı. Köylü denetimsiz ve yaptırımsız piyasa koşullarına terk edildi.
Peşinden “Derviş Kararları” ile 15 günde 15 yasa ve 15 Milyar dolar kredi ile tarım ve tarıma bağlı sanayi, ikinci ve daha yıkıcı bir sürece evrildi. Yok edilen tütün, şekerpancarı, pamuk ve daha pek çok ürün ve bu ürünler üzerine ihtisaslaşmış Tariş, Fiskobirlik, Çukobirlik ve Trakya Birlik gibi kurumlar işlevsizleştirildi ya da kapatıldı. Mevcut olanlar ise üretici örgütünden çok ticari bir şirket anlayışıyla çalışmakta. Dolayısıyla üreticinin tutunabileceği dallar birer birer kesildi. Sahipsiz, örgütsüz, kaderine terk edilmiş bir köylü sınıfı kaldı.
Taşımalı eğitim sistemiyle köylerde kalan son meşale olan öğretmenler de çekilince Türk Köylüsü tamamen kaderine tek edildi. Büyük bir taşra örgütlenmesi olan Tarım Bakanlığı bürokrasiye gömüldü, hantallaştı, döner sermaye uygulamalarıyla kar eden kuruluşlara dönüştürüldü.
Yeterince bilgi ve teknoloji üretemese de Tarımsal Araştırmaya yönelik, tohum istasyonları, araştırma enstitüleri ve en büyük damızlık hayvan üreticisi olan Tigem’ler ya kapatıldı ya da farklı bir görev tanımıyla çalıştırıldı.
Geldiğimiz noktada ise tamamıyla, kontrolsüz, denetimsiz, piyasa koşullarına terk edilmiş bir tarım sektöründen sorunlarımızın çözümünü bekliyoruz. Zaman zaman iyi niyetle hazırlanan destekleme projeleri ve diğer destekler sorunları çözmeye yeterli olamıyor. Özellikle hayvancılık sektöründe bir dönem verilen büyük desteklerle kurulmuş çiftliklerin büyük bir çoğunluğu kapalı halde.
Bunun nedeni doğru fizibilite raporları hazırlanmadan sektörün ihtiyaç duyduğu yem kaynakları temin olanakları düşünülmeden kredi koşullarını sağlayan herkese destek verilmesinden kaynaklanan bir sonuç oldu. Şimdi hangisine yanalım? Sorunun çözülmediğine mi boşa giden paralara mı?
Manisa Beydere Tarım Meslek Lisesinde öğrenciyken bir konuyu anlamakta güçlük çektiğimizde ve aynı hatayı tekrarladığımızda rahmetli Meyvecilik Hocamız Şevket Eşbak “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” derdi.
Genelde tarım sektöründe özelde hayvancılık disiplininde yaşanılan sorunların kaynağı belli ve aynı. Bitkisel üretime girmeden hayvansal üretimdeki temel üç sorunu çözemediğimiz sürece biz bu sorunları dönüp dönüp yaşayacağız.
Nedir bu sorunlar?
Kaliteli, yeterli ve kolay ulaşılabilir damızlık sorunu.
Kaliteli, yeterli ve ucuz yem kaynakları,
Kontrol mekanizması.
Bu yazımda uzun analizler yapmadan Anadolu’daki küçük ölçekli hayvancılıkla uğraşan ailelerin hayvan besleme kaynaklarından birini resimle göstereceğim.
Gördüğünüz resim Çorum iline bağlı Kargı ilçesinin çöplüğünde beslenen hayvanlara ait. Bu ilçeye on sekiz ay içerisinde en az 6-7 kez gittim. Her defasında sayıları eksik olmamakla birlikte çöpten beslenen bu hayvanları gördüm.
Bir ülkenin üreticisi hayvanlarını ilçe çöplüğünde besleyecek çaresizliğe düştüyse, o ülkenin hayvancılığı bitmiştir.
Anadolu insanı vicdanlıdır. Kadir- kıymet bilir. Çoluğunun çocuğunun karnını doyuran hayvanına gözü gibi bakar. Hasta olduğunda başucunda nöbet tutup ağlayan Anadolu köylüsü hayvanını çöpte beslemek zorunda kaldıysa yaşadığımız sorunun büyüklüğünü gösterir. Anadolu köylüsü sofrasındaki yemeği, bırakın sığırını, kedisi ve köpeğiyle paylaşır.
Ha bir de sosyetik hayvan severlerimiz var değil mi? Hani bunlar büyük büyük makamları işgal edip, sokak hayvanlarına “sözde” destek çıkıyor. Peki, o hayvanların kaç tanesi araba altında kalıyor, sokak sokak yiyecek arıyor, her köşe başı yemek artıklarıyla dolu, birbiriyle rekabet içinde olan bu hayvanlar şehirde yaşayan insanların güvenliği ve sağlığı konusunda hiç risk taşımıyor mu?
Son sözüm takiyyeci hayvanseverlere…
Herkes yüzüne bir maske takmış. Nerede rant var, oy var, popülerite varsa o maskeyi kullanıyor. Bizimkisi hayat değil adeta bir “Maskeli Balo”. Oysa Mevlana ne güzel demiş.
“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.”
#Volkankonak ##Bahçeli #Abdülkadir #Alişan #Trnzile Erdoğan #1 Nisan #Göktan Ünver #gebermiş #TeknikerDeğilPsikolog #MahirPolatSerbestBıtakılsın #Okan #Teşkilat #Karadeniz #Le Pen #İslam #Mehmet Selim Kiraz #DBL Entertainment #Hayırlı #Anne Brun #Çatalca #Yeter Artık #TRT 1 #Devlet Bahçeli #Binance #4ATescilli Sanayinin Devleri