Dışımda hafif bir üşüme; içimde ise bir yılı daha sağ bitirmenin verdiği garip sarhoşluk hâli.
Kara bulut aralarında ben buradayım dercesine nazlı nazlı süzülen ışıklarıyla güneş; tenime tatlı tatlı dokunuşlarla, birazdan ben geliyorum diyen yağmurun habercisi rüzgâr…
Geliyorum diyenin ilk damlası, burnumun tepesine isabet ederek sevimli bir kaşıntı hissettirdiği ilk an!
Göz açıp kapayıncaya kadar, burnumun sol tepeciğinde oluşan bir damlalık gölcük, arkasından bu gölcüğün hemen yanında oluşan ayrı bir gölcük sevimli ruh hâlime ayrıca sevimlilik katıyor.
Anlık yalnızlığımı sonlandıran arkadaşlar bulduğum için seviniyorum.
Garip duygunun verdiği gazla, yanımdakinin bile duyacağı bir ses tonuyla:
“Tam isabet; hem de ikide iki!”
Burnuma isabet etmeyen rahmetleri ise önce göz hizamda, sonra yerde görüyorum.
Burnumdakinden daha büyük gölcüklerin yerde oluştuğunu fark ediyorum.
Öğretmenken, okul bahçesinde el ele tutuşup “haydaaa” diyerek yağmur birikintilerine atlaya atlaya önümden geçen çocuklar ve onları uyardığım anlar aklıma geliyor.
“Elinden tutacak arkadaşım olmasa da ben niye yapmıyorum?” diyorum.
“Hem çevremde bana yapma, etme deyip engelleyecek öğretmen de yok.”
Etrafıma bakıp en büyük gölcüğü hedef alıyorum.
“Zaten deliydi, iyice delirdi bu” diyecek ağız var mı diye etrafa bakınıp son kontrolü yaptıktan sonra, sanki elimden tutacak biri varmış gibi kollarımı yana doğru açıp, bütün vücudum gölcüğün üstüne yere iyice baskı yapacak şekilde koşuyorum.
Burnumun üstündeki tepeciklerin baskıda etkisi olduğu için minnettar kalıp teşekkür etmeyi de ihmal etmiyorum.
Öğretmen ve ağız kontrolü yapmadan, hayatın çetrefilli ağlarına gelişine şut çeker gibi; bir daha bir daha!
Her seferinde aynı tondaki, yaşça ilerlemiş ağızdan çıkan çocuk kahkahasından evrilmiş, biraz da salakça kahkaham…
“Eşek kadar adamsın, yeter!” dedikten sonra özellikle de pantolonuma bakıyorum; sırılsıklam, çarçur!
Artan rüzgâr, vücudumdaki ıslaklıkla beni üşütmek için uğraşsa da hiç üşümüyorum.
“Ufacık bir su birikintisi buldun, özünü buldun, kar yağsaydı ne yapardın?” sorusunu soruyorum.
“Kardan adam, burnuna da bir havuç!”
“Sen o havucu kardan adamın burnu için kullanmazdın,” diye devam edip iflah olmayan, terbiyesiz fırlama ruhumun egosunu da tatmin ediyorum. Arkasından yine kocaman, salakça bir gülüş!
Üşümeyi bırak, son kahkaham vücudumu garip bir şekilde ısıtıyor.
Bu garipliğin sebebini düşünüyorum; tabii ki karnımın doyması, sıcaktan soğuktan koruyan ve biraz sonra da beni ısıtacak bir evimin olması!
“Bu kadar eğlence yeter,” diyerek evin sıcacık yolunu tutuyorum.
Birden, birden…
Ev kavramı ruh hâlimi değiştiren çağrışımlar yaptırıyor:
Sonra birden bire aklıma düşüyor, Gazze’de babanın kollarına tondan ağır geldiği fotoğraftan bile sezilen bir aylık çocuk resmi ve üstüne koydukları koca teneşire bile ağır geldiğine emin olduğum küçücük kefenin içindeki iki aylık bebek!
Daha da küçük bedenlerin, koca teneşirlerdeki küçük kefenlerde yerini almaya hazır olduğu, sel içinde kalmış, rüzgârda savrulan çadırların hâli!
Artık yağmurun romantik sesini değil; çamur içinde kalmış bir çadırdaki babanın
“Akşam yatarken bu hâle geldi, uyanmasak boğulabilirdik. Her taraf aynı. Çocuklarımla nereye gideceğiz?” sözlerini duyuyorum.
Birden üşümeye başlıyorum.
Evin kapısına yaklaşıp duruyorum. Üşüyen ellerimin titremesi, anahtarın kilide girmesine direnirken çöküp kalıyorum.
Aynı doğa olaylarından, birilerinin umurunda olmayan başka birileri sevinirken; umurda olmayan birinin üzülmesiyle mi dünyanın dengesi sağlanıyor diye salakça bir felsefi sorgulamaya takılıyorum.
“Biraz önce de birilerini umursamayan o birilerden biri sendin,” diyerek kendime vurucu, suçlayıcı bir cümleyle ateş ediyorum.
Tam isabet eden bu cümlenin etkisi ve iki farklı ruh hâlinin kalbimde çatışmasının şiddetine dayanamayan gözlerim de yağmurlarını salıyor.
Vücuduma damlayan onca damlanın, üzerinde tepindiğim yerdeki suyun yapamadığını; burnumda hâlâ duran iki yağmur damlasına teğet geçen iki damla gözyaşı yapıyor.
Üşüyorum, üşüyorum!
Yinede;
Sağlık, huzur, hayırlı yıllar diliyor; saygılarımı sunuyorum!
#Venezuella #Caracas #patlama #SeyyanenZam #Amerika #Lookman #BuYılKademeliYıl #Trump #CBSNews #FuertaTiuna #Lookman #FoxNews #LaCosta #Columbia #BedriUstaBoykot #savaş #BuYılKademeYılı #NicolasMaduro #HayırlıCumalar #Grok #GustovaPetro #Lookman #FuerteTiuna #DenizAkkaya #CBSNews #Nobel
Evet 280 Kişi
Hayır 9 Kişi