ABD, Dünya Sağlık Örgütü’nden resmen ayrıldı

ABD’nin Dünya Sağlık Örgütü’nden (DSÖ) çekilmesi tesadüf değildir. Bu karar, yıllardır “küresel sağlık” adı altında faaliyet yürüten ve artık insan sağlığını yöneten bir mafya düzenine dönüşmüş yapıya karşı açık bir itirazdır. DSÖ bugün birçok insan için bir sağlık örgütü değil; küresel sermayenin, ilaç lobilerinin ve siyasi çıkar gruplarının çıkarlarını koruyan bir mekanizma hâline gelmiştir.

Bu yapı, insanı iyileştirmeyi değil sürekli hasta etmeyi esas almıştır. Kalıcı tedavi yerine ömür boyu ilaç bağımlılığı teşvik edilmiş, derman mafyası DSÖ eliyle dünya geneline yayılmıştır. Tıp fakültelerinde uygulanan yanlış eğitim modeliyle; sorgulayan, bütüncül düşünen hekimler değil, protokole bağlı ve sistemi uygulayan teknisyenler yetiştirilmiştir.

Hastanelerde kısırlık vakaları her geçen gün artarken, “doğurganlık durdu” diyen kurumlar gerçekte çocuk sahibi olmak isteyen on binlerce insanı bilinçli şekilde tüp bebek ve benzeri müdahalelere yönlendirmektedir. Bu uygulamalar sağlıklı ve doğal nesillerin önünü kesmekte, insanlığın doğal nüfus dengesini bozmakta ve geleceği tehdit etmektedir.

Sezaryen doğumun bilinçli biçimde yaygınlaştırılması, zamanı dolmadan annelere doğum yaptırılması da bu düzenin bir parçasıdır. Bunun bedelini; bağışıklık sistemi zayıf, psikolojik olarak kırılgan, duygusal bağları zedelenmiş çocuklar ödemektedir. DMD, SMA ve benzeri hastalıkların artışı da bu tablodan bağımsız değildir. Bu hastalıklar, “çözüm” adı altında astronomik fiyatlarla pazarlanan bir ticaret alanına dönüştürülmüştür.

 

DSÖ bununla da yetinmemektedir. Faaliyet gösterdiği ülkelerde bölücü yapılara, terör unsurlarına ve devlet düşmanı çevrelere sahip çıkmakta, toplumların milli ve manevi değerlerini aşındırmakta son derece mahirdir. Üniversitelerde; özellikle Tıp, Ziraat ve Veteriner fakültelerinde ciddi bir etki alanı oluşturmuşlardır. Ürettikleri ve yönlendirdikleri bilgiler “bilim” adı altında okutulmakta, bu yanlış kabuller uzmanlar eliyle topluma uygulanmaktadır.

Bu örgütün DNA üzerinden yürüttüğü bir başka tehlikeli oyun daha vardır. Dünya genelinde, özellikle gençler üzerinde yapılan sözde genetik analizlerle; “Türk, Kürt, Alman, Fransız, Ermeni, Gürcü, Rus, İspanyol” gibi kimlikler parçalara ayrılmakta, toplumlar kendi milletinden koparılmaktadır. Bilime dayandığı iddia edilen bu DNA söylemleri, çoğu zaman yanlış, yönlendirilmiş ve ideolojik bilgiler içermektedir. Ne yazık ki burnunun ucunu göremeyen bazı kesimler de bu propagandaya inanmakta ve bu ayrıştırmaya hizmet etmektedir.

Bu yapı; hasta ama son derece tehlikelidir. Nükleer bombadan daha tehlikelidir, çünkü dünyanın sağlığı onların elindedir. Bizim sağlığımız da. Eğer bu yapıyla ciddi ve kararlı bir mücadele verilmezse; ne güçlü ordular, ne vatansever halklar, ne de bin yıllık devlet aklı tek başına yeterli olabilir.

Türkiye ve Azerbaycan’da da bu yapının uzantılarının güçlü olduğu bilinmektedir. Buna rağmen hastanelerimizde ve sağlık sistemimizde vicdanlı, şerefli, halkına hizmet eden çok sayıda doktor ve sağlık çalışanı vardır. Bu insanlar yalnız bırakılmamalı, aksine korunmalı ve desteklenmelidir. Çünkü bu zihniyetin asıl hedeflerinden biri de doktor–halk arasındaki güven bağını koparmaktır.

Bu yapıyla mücadele zordur; ama imkânsız değildir. Devletler, bu örgütün kimlerle ve nerelerde çalıştığını gayet iyi bilmektedir. Ancak önce, bu yapıların yeni doğan bebeklere, yaralı askerlere, polislere ve masum insanlara dünya genelinde neler yaptıkları açık biçimde anlatılmalı, halk bilinçlendirilmelidir.

Sosyal medyadaki partizan gürültülere değil; milletin kaderine duyarlı olmak gerekir. Bugün insanlığın ihtiyacı, DSÖ gibi yapıları savunanlar değil; halkının sağlığını, neslini ve geleceğini savunan devletler ve vicdanlı bilim insanlarıdır.

Emin olun, bu örgütün son 30 yılda “tedavi” adı altında sebep olduğu can kaybı; birçok savaş bölgesinde yaşanan kayıplardan katbekat fazladır. Diğerleri silahla öldürürken, bunlar ince iğnelerle, beyaz önlüklerin arkasına saklanarak öldürmektedir.

Bu yüzden beyaz önlüklü mafyaya karşı; beyaz önlüklü, vicdanlı, onurlu doktorlarımızı ve sağlık çalışanlarımızı korumak her şeyden önce gelmelidir. Çünkü bu örgüt önce çevresindekileri yok eder, sonra herkesi kendine muhtaç hâle getirmeyi hedefler.

Artık dünya, mafyalaşmış küresel yapılara değil; insanı merkeze alan gerçek sağlığa muhtaçtır.

 


Beyaz Önlükler, Kara Planlar: DSÖ ile Mücadele

..

NİGAR ÖGEDAY

23.01.2026 12:11:00

Traktör Şazi'nin maçları TRT'de yayınlansın mı?


Evet 287 Kişi
% 96,95
Hayır 9 Kişi
% 3,04

FENERBAHÇE YIKILMAZ ÖĞRENEMEDİN Mİ KRUNİC?

Rza Zunuzi - "Etnik hakaretler devam ederse, takımın oynamasına izin vermeyeceğiz"

Fenerbahçe Arsavev, 10'da 10'la Zirveye Göz Kırptı.

Arda Turanlı Shakhtar zirveye koşuyor: Dinamo Kiev’i 3-1 yendi

Fenerbahçeli basketbolcu sözleşmesini tek taraflı feshetti: Kulüp yasal süreci başlattı

Sadettin Saran Üç Yıldıza “Güle Güle” Demeye Hazırlanıyor

A Milliler sahneye çıkıyor: 2026 Dünya Kupası yolunda kritik üç sınavın tarih ve saatleri açıklandı

Türkiye, İsrail’i 10-3 mağlup ederek Avrupa Şampiyonu oldu

Fenerbahçe’de Ederson Şoku! Oynayamazsa 3. Kaleci Tarık Çetin Kaleyi Koruyacak

Muhteşem Başarı: Muhammed Furkan Özbek’ten Dünya Rekoru ile Gelen Dünya Şampiyonluğu!

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 18 13 1 4 27 43
2.FENERBAHÇE A.Ş. 18 12 0 6 26 42
3.TRABZONSPOR A.Ş. 18 11 2 5 14 38
4.GÖZTEPE A.Ş. 18 10 3 5 14 35
5.BEŞİKTAŞ A.Ş. 18 9 4 5 9 32
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 18 7 6 5 10 26
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 18 6 4 8 2 26
8.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 18 6 6 6 -6 24
9.KOCAELİSPOR 18 6 7 5 -3 23
10.CORENDON ALANYASPOR 18 4 5 9 0 21
11.GENÇLERBİRLİĞİ 18 5 9 4 -3 19
12.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 18 4 8 6 -6 18
13.TÜMOSAN KONYASPOR 18 4 8 6 -8 18
14.KASIMPAŞA A.Ş. 18 3 8 7 -10 16
15.HESAP.COM ANTALYASPOR 18 4 10 4 -15 16
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 18 2 7 9 -18 15
17.İKAS EYÜPSPOR 18 3 10 5 -14 14
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 18 2 13 3 -19 9