Bugün Ukrayna ekseninde cereyan eden hadiseler, artık sıradan bir askerî çatışma boyutunu çoktan aşmış; küresel nizamın, sermaye odaklarının ve imparatorluk hayallerinin yeniden inşa edildiği dramatik bir evreye evrilmiştir. 2026 yılına dair önümüze düşen veriler, bu tarihin sadece bir takvim yaprağı değil, küresel sistem için gerçek bir "sınma ve kırılma noktası" olacağını tescil ediyor. Masadaki kirli pazarlıkları, perde arkası stratejileri ve Avrasya fay hattındaki bu büyük sarsıntıyı jeopolitik bir projeksiyonla mercek altına alalım.
Kremlin’in "Holodomor" Kumarı: Enerji Üzerinden Terör
Son dönemde Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik gerçekleştirilen kütleme saldırılar, askerî bir gereklilikten ziyade doğrudan bir "toplumsal imha" projesidir. Karşımızda duran tablo bir "Holodomor" —yani soğukla terbiye etme ve imha etme— stratejisidir. Hedef sadece Kiev’i karanlığa gömmek değil, aynı zamanda Avrupa’yı "donan kıta" senaryosuyla köşeye sıkıştırmaktır. Moskova, diplomasi masasında kaybettiği stratejik üstünlüğü, sivil halkın yaşam damarlarını keserek geri kazanmaya çalışıyor. Bu bir barış arayışı değil, jeopolitik bir şantajdır.
Masadaki Satranç: "28 Madde"den "Jeopolitik İntihar"a
Diplomasi kulislerinde bir süredir dolaşan "28 maddelik" kapitülasyon (teslimiyet) planının akıbeti, aslında sahadaki dengelerin ne kadar kaygan olduğunu kanıtladı. Kremlin, Washington’daki yeni yönetimle Ukrayna’nın fiili egemenliğini "yok fiyatına" devretmeyi öngören bir taslak üzerinde çalışıyordu. Ancak Kiev’in bu planı revize ederek sunduğu "20 maddelik" karşı hamle, Moskova’nın kimyasını bozdu.
Asıl soru şudur: Batılı müttefiklerin Ukrayna topraklarında fiziki olarak konuşlanması fikri artık sadece bir ihtimal değil, masadaki senedin bir parçasıdır. Putinin son dönemdeki "histerik eskalasyonu", tam da bu stratejik mağlubiyetin ve Ukrayna’nın Batı savunma mimarisine kalıcı olarak eklemlenmesi korkusunun dışavurumudur.
Asıl Hedef: Toprak Değil, "Canlı Sermaye"
Bu kirli savaşın en karanlık detayı, hedefin ne toprak ne de yeraltı kaynakları olmasıdır. Karşımızda sistemli bir "nüfus avı" duruyor. Moskova, işgal altındaki bölgeleri bir "demografik ganimet" sahası olarak görüyor. Nihai amaç; Ukrayna halkını asimile ederek, onları imparatorluğun gelecekteki askerî yayılma planları için bir "insan kaynağına" dönüştürmektir. 21. yüzyılda, modern kölelik düzeninin savaş meydanlarındaki bu uygulaması, jeopolitik bir trajedidir.
"İstekliler Koalisyonu" ve Belarus Tuzağı
2026 yolunda Avrasya coğrafyasını bekleyen iki kritik dinamik mevcuttur:
Yeni Savunma Çekirdeği: NATO’nun hantal bürokrasisine karşın; İngiltere, Fransa, Polonya ve Baltık ülkelerinin başını çektiği bir "İstekliler Koalisiyası" şekilleniyor. Bu yapı, ABD’nin "yazar kasası" karar verene kadar beklemek niyetinde değil; Ukrayna’yı Avrupa savunmasının yeni "nüvesi" yapmaya kararlılar.
Belarus’un Yutulması: En büyük risk, Belarus’un tamamen bir Rus valiliğine dönüşmesidir. Minsk’in bağımsızlığının kağıt üzerinde dahi kalmaması, Ukrayna için kuzeyden daimi bir tehdit ve bitmeyen bir cephe anlamına gelecektir.
Son Söz: 2026 — İmkânların ve İradelerin Sınandığı Yıl
Özetle, bu büyük kumar sadece imzalanan kâğıtlarla değil, kaynakların fiziksel olarak tükenmesiyle son bulacaktır. 2026 yılı, hem Rusya’nın saldırı potansiyelinin hem de Ukrayna’nın direnç limitinin son durağıdır. Savaşın gerçek finali, şık diplomatik odalarda değil; saldırganın askerî-lojistik çarklarının felç olması ve Ukrayna’nın bir "satış objesi" olmaktan çıkıp özne kalmasıyla mümkün olacaktır.
Lütfen boş bırakmayınız; tarih, sessiz kalanları değil, oyunun kurallarını sahada yazanları kaydedecektir.
Abil Hasanov 26.01.2026
Evet 287 Kişi
Hayır 9 Kişi