• BIST 100

    15923,58%-1,25
  • DOLAR

    44,37% 0,06
  • EURO

    51,36% 0,10
  • GRAM ALTIN

    6344,74% -1,22
  • Ç. ALTIN

    10600,10% -3,21

Rüdiger Heins-Bir Oğul Geri Döner!

Yukarıda, gökyüzünde yaban kazları güneye doğru yapacakları o uzun yolculuk için çoktan sıra sıra dizilmişlerdir. Sonbahar manzarasının üzerinde süzülürken çıkardıkları sesler, sanki hüzünlü bir veda ezgisi gibi yankılanır.

28.02.2026 23:39:00 374 0
Rüdiger Heins-Bir Oğul Geri Döner!

 Üzüm bağlarında ise bağbozumu başlamıştır; işçiler son salkımları toplamakla meşguldür.
Aşağıda, nehre yakın o küçük köyde bir çocuk büyülenmişçesine sise bakar. Sokağın öbür ucunda beliren bu tuhaf, beyaz boşluğun ne anlama geldiğini çözmeye çalışır. Koşup o “görünmez duvara” dokunmaya yeltendiğinde ise hayal kırıklığı büyüktür: Az önce sisin olduğu yerde şimdi hiçbir şey yoktur. Oysa az önce çıktığı baba evi, şimdi o görünmez duvarın ardında gizlenmiştir.


Hava, ancak asma yaprakları renk değiştirdiğinde ve bağcılar makaslarıyla o sulu meyveleri daldan kopardığında duyulan, sonbaharın o buruk ve mayhoş kokusuyla doludur.
Mutfakta dedesi mızıka çalar. Hep aynı melodileri çalar; belki de bu yüzden çalarken gözlerini hep sımsıkı yumar. Benedikt yavaşça kolundan çekiştirir:
— Ne var Benedikt? Görmüyor musun mızıka çalıyorum?
— Ama dede, sadece sise neden dokunulmadığını soracaktım.
— Sise dokunulmaz mı? Sırf bunun için mi çalmamı böldün?
Dedesi bu soruyu hiçbir zaman yanıtlamaz. Zaten yanıtlamaya fırsatı da kalmaz.
Birkaç gün sonra Benedikt, dedesinin ölüm döşeğinin başındadır. Elini, dedesinin kalbinin atması gereken yere koyar — ama orada hayat çoktan durmuştur. Beyaz çarşafın altından yukarı doğru kabaran o koca göbeği, parmak uçlarında bir parça sıcaklık hissedebilmek için usulca okşar. Fakat dedesinin bedeni buz gibidir; yüzüne ise hiç tanımadığı bir solgunluk çökmüştür. Gözleri kapalıdır.


Odadakilerden biri fısıldar:
— Franz sanki uyuyor gibi yatıyor…
— Uyumuyor! O uyumuyor! — diye bağırır Benedikt odanın ortasında. — Dedem öldü! O öldü! Peki şimdi bana sise neden dokunulmadığını kim açıklayacak?
Hava, yanmış anız tarlalarının kokusuyla ağırlaşmıştır. Dedesi’nin mezarının başında artık o küçük çocuk değil, on yıllık gurbetin ardından köyüne dönen adam durmaktadır: Benedikt Grün. Dünyanın “sislerini” keşfetmek için yola çıkan adam.
“Giderken, bu dar görüşlü Katolik kasabasının boğuculuğuna sırtımı dönmek istemiştim. Hayatımın nasıl olması gerektiğine dair bana dayatılan o sınırlı kalıplardan bıkmıştım.”
Benedikt dünyayı aramaya çıkmış, dünyanın onu dışarıda beklediğine gönülden inanmıştı. Yine de bunca yıl boyunca vatanını hiç unutmamıştı. En alakasız anlarda bile, Nahe Nehri kıyısındaki o köyün anıları ansızın zihninde beliriverirdi.
Bir keresinde, Rio Escondido üzerindeki tekne yolculuğunda yaşlı bir adam görmüştü. Adam, içinde bir domuz yavrusunun ciyakladığı bir çuvalı halatla tekneye bağlamaya çalışıyordu. Ama hayvan yerinde durmamış, halat çözülmüş ve içindeki yavruyla birlikte o kahve çuvalı nehrin uysal dalgaları arasında kaybolup gitmişti. Yaşlı adam kaptana durması için yalvarmış, fakat kaptan bir domuz için motoru asla susturmamıştı.
Teknedeki bu ihtiyar, ona kendi köylerindeki **“Şalvarsız Schorsch”**u hatırlatmıştı.
Schorsch’un tuhaf bir huyu vardı: Yabancı evlerin bahçesindeki dış tuvaletleri kullanmayı severdi. Bir sabah kasaba meyhanesinin yanındaki, kapısında kalp şekli olan tahta kulübeye girmişti. Ağzında sigarasıyla — yalnızca “Beyaz Kuzgun” içerdi — gübre yığınının hemen yanındaki kapının ardında kaybolmuştu.
Meyhanenin önündeki yolda köyün kadınları sabah sohbetine dalmışlardı. En iyi patates nerede bulunur, kaça satılır? Sabahın köründe bekar Kathrin’in evinden çıkan o yabancı da kimdi? Uzaklardan bir horozun ötüşü duyulur, domuzlar homurdanırdı. Bir traktör parke taşlı yolda monoton bir gürültüyle geçip giderdi. Sonra yine o bahar sabahının sessizliği çökerdi.
Kadınlar pazar günkü vaazın anlamını tartışırken birden — korkunç bir patlama sesi!
Tuvalet kulübesinden bir çığlık yükselir, kapı yerinden fırlar ve Schorsch şalvarsız halde dışarı fırlardı. Yanlardan sarkan pantolon askılarına takılır, yüzüstü yere kapanırdı. Kadınlar susardı. Tuvaletten dumanlar çıkardı — Schorsch’tan da öyle. Burnu yere dayanmış, arkasını göğe dikmiş halde öylece yatardı.
— Yahu Schorsch, ne oldu sana?
— Allah kahretsin! Kulübeyi karbitle dezenfekte etmişler, ben de sigaramı içeri atıverdim!
— Ha… demek öyle…
Grün dedesinin mezarından ayrılır. On yedi yaşında bir kazada ölen çocukluk arkadaşı Patrick’in yanından geçer:
— Merhaba Patrick.
Hemen yanında okul arkadaşı Arvil yatar; mezarı çoktan kaldırılmış, yalnızca çerçevesinin soluk izleri kalmıştır. George ailesinin mezarı önünde ise, Stefan’ın doğduğu evin önünde durup “Ben de senin gibi olmak istiyorum” diye hayal kuran o küçük çocuğu hatırlar. Bu köyde doğup, onu terk edebilmek için doğmuş iki insan… Yabancılığın koruması altında şiir yazabilmek için gidenler.
Grün geri dönmüştür. Dünyanın enginliğini, aradığını burada — kendi köyünde — bulmak için geride bırakmıştır. Yıllar köyün sokaklarını da değiştirmiştir. Eski parke taşlarının yerini asfaltın siyahı almıştır. Artık tavuk sesleri de duyulmaz.
Rio Escondido kıyısındaki Rama’nın sokaklarıysa aslında sokak bile değildir. Yıllar boyunca oradan gelip geçen insanların bıraktığı tozdan ibarettir. İnsanlar sallanan tahta iskelelerin üzerinde yürür; çocuklar eski gemi enkazlarının üstünde oynar. Sokaklarda domuzlar dolaşır; kulübelerin önünde araba tekerlekleri dayanır, tuvaletler avludadır. Siyah saçları örgülü bir kız çocuğu, elindeki testiyi bir sokak ötedeki çeşmede doldurur.
Nehir kıyısında, insanları, tavukları, domuzları, mısır ve kahve çuvallarını okyanus kıyısındaki Bluefields kentine götürecek olan eski bir tekne beklemektedir. Yağmur yağar. Motorcu döşemedeki kapağı açıp döküm demirden bir boşluğa atlar; az sonra makineler yolcuların sesini bastırarak gürler. Çan çalar, halatlar çözülür ve tekne balta girmemiş ormanların arasından süzülür.


Nehrin sağında ve solunda devasa ağaçlar devasa kollarını devasa gökyüzüne uzatır. Tüm manzara yalnızca ağaçların yeşiliyle göğün mavisinden ibarettir. Zaman zaman ormanın içinden yerli köyleri belirir; çocuklar gülerek tekneye el sallar.
Akşam çökerken Bluefields’e vardıklarında, iskelede büyük bir kalabalık toplanmıştır. Dostu, Rama yerlisi Rufino Omier Daniels onu karşılamak için oradadır. Gaz lambasının ışığında onu hemen tanır.
Ama burada, kendi köyünde, onu kimse beklemez. Grün de zaten beklenmek istemez. Köye bir yabancı gibi girmek ister. Kimse tarafından tanınmamak ister. Gurbette hep yabancı olmuştur; hiçbir yer tam anlamıyla evi değildir. Hep bir misafir olmuştur — evet, sevilen bir misafir, ama yine de misafir.
Şimdi köklerinin olduğu bu yerde de yabancı kalmak ister. Yabancılığa alışmıştır. Gittiği her yerde meçhul biri olmak ona tanıdık gelir. Neredeyse denebilir ki, Grün yalnızca gurbetteyken gerçekten evindedir.
Şimdi bu sokaklardan sanki tesadüfen geçiyormuş gibi yürür. Merakla binalara bakar, çocukluğuna dair gizli köşeler arar. Ama bulunacak bir şey yoktur. Yalnızca bulmak istediği şeylerin silik bir gölgesi dolaşır etrafında.


Şu küçük sokakta “Kızıl Lui” yaşamaz mıydı? Hayatında yalnızca bir kez gördüğü o görkemli adam. Eski belediye binasının önünde, bir elinde yulaf torbası, ötekinde kaşığıyla nasıl da otururdu… Sakallı, vakur ve ulaşılmazdı; sanki zaman onun önünde duraklamıştı.
Şimdi anlar: Lui ile dostu Rufino Omier arasında ortak bir şey vardır — onur. O sarsılmaz onur… İnsanın onuru maddi zenginlikte değil, kendi yolunda hiç sarsılmadan yürüyenlerin duruşunda görünür olur.


Bu gerçeği anlamak için dünyayı bunca zaman dolaşması gerçekten gerekli miydi? Şimdi geri dönmüşken bunun üzerine düşünmeye değer miydi? Hayır. Çünkü trenden Roxus Kilisesi’ni gördüğü an, yolculuğunun hedefine ulaştığını bilmiştir.
Nihayet varmış olmanın o huzurlu sevinci içini doldurur. İçinde hayatın melodisi çalar. Büyük yolculuk sona ermiştir. Bunca zahmet tek bir gerçek için değmiştir:
Her yolculuğun amacı, geri dönmektir.
Grün köyün dışına nasıl çıktığını fark etmez bile. Şimdi mutluluğu uzaklarda aramak için sırtını döndüğü Nahe Nehri’ne doğru yürür. Suyun o usul pırıltısını tanır; bu ses ona eskiden beri tanıdıktır. Kıyıda durur, gözlerini dalgaların oyununa bırakır ve o fısıltıyla bir olur. Çok uzaklardan, onu çocukluğuna götüren bir melodi duyulur.


Akşam olmuştur, ama o hâlâ kıyıda oturup o şarkıyı dinler — yıllar boyunca dışarılarda arayıp durduğu o şarkıyı.
Köyüne doğru geri dönerken artık nereye gideceğini bilmez. Bildiği tek bir şey vardır:
Grün bir daha buradan asla gitmeyecektir.
Tercüme eden.Abil Hasanov.

Abil HASANOV

Haber Editörü

Abil HASANOV

hasanbarin72@gmail.com

Yemenli Milletvekili Gurbette Hastalık ve İhmalle Mücadele Ediyor

Son Dakika: İsrail Basını İddia Etti – İranlı Üst Düzey Komutanın Öldürüldüğü Öne Sürüldü

ROKETSAN’dan Kritik Açıklama: TAYFUN ve SOM Füze Programları Planlandığı Gibi İlerliyor.

İran’da Küçük Protestocu, İsrail’de Karga İstilası

Türkiye’de Yastık Altı Altın 8 Bin Tonu Aştı

Financial Times: "Rusya İran'a SİHA ve lojistik destek gönderdi"

Devrim Muhafızları: “Tel Aviv ve Hayfa’yı yerle bir edeceğiz; Netanyahu ve Trump'ın Entrikalarına Uyup Çocuklarınızı Ölüme Göndermeyin”

BÜYÜK SEYYAHIMIZ EVLİYA ÇELEBİ 415 YAŞINDA

Türkiye’nin TF-2000 hamlesi: Denizlerde yeni güç dengesi mi?

İspanyol askerlerin Irak’tan tahliyesinde Türkiye’nin rolü övgü aldı

Erol Köse’nin ölümü sonrası dikkat çeken vasiyet detayı

ABD 1 Aylık Ateşkes İstiyor

TDT Zirvesi Mayıs’ta Türkistan’da Düzenlenecek

Çin’den Avrupa’ya Yeni Demir İpek Yolu: Azerbaycan Kilit Aktör Oluyor

Türkiye Elektronik Harpteki Küresel Ligede Yeni Aktör

Trump “Görüşüyoruz, Anlaştık” Dedi, Tahran “Gorüşme yok, Anlaşmadık” Diyerek Reddetti: Diplomasi mi Psikolojik Savaş mı?

Muhammed el-Mahlafi-Eski Sana’da Bayram: Acının Kalbinden Doğan Bir Sevinç

ABD’li gazeteciden Mossad’a sert yanıt: “Türkiye Suriye, İran Değil; Tek Vücut Üstunüze Gelir”

İran'dan ABD ve İsrail'e: “Gerçek Kayıplarınızı Açıklarsanız Düzeniniz Çöker”

ÇAĞIN HİTLER'İ KATİL NETANYAHU’NUN CANI YANİNCA AKLINA İNSANLIK GELDİ

İran Meclis Başkanı Galibaf’tan sert çıkış: “Finans kurumları da meşru hedef”

ABD’li Senatör Chris Murphy’den Savaş Finansmanına Sert Tepki

Zengezur Özgürlük Harekatı Başsağlığı Mesajı Yayınladı

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’ten ABD ve İsrail'e: “Mağdur rolü oynamayı bırakın”

Katar’da acı kaza: 3 Türk personel şehit oldu Eğitim uçuşunda faciaya dönüşen teknik arıza: 7 kişi hayatını kaybetti

Moskova'dan Bakü'ye uçan Aeroflot uçağı, Şeremetyevo havaalanına acil iniş yaptı

Aziz Sancar – Türk Dünyasının Kültür Elçisi

İstanbul Fatih’te iki bina çöktü; göçük altında kalanlar var.

Fransa ekranlarında Türkiye-İspanya yakınlaşması: “İran savaşının öngörülemez sonucu”

İran, Dinamo’da nükleer tesis çevresini vurdu; çok sayıda yaralı var!

Yükleniyor

loading
Haberi Sesli Oku

Erbil'de kapalı kapılar ardında Mazlum Abdi'ye sert tepki

Bu ülke havaya uçacak – Trump

Türk Dünyası Teşkilatı Beyan yayınladı

20 Ocak - Ulusal Gurur ve Kahramanlık Tarihimiz

Dün Erbil'de görüşülen Barrak planı

İran'daki karışıklıklar: Reuters 2.000 ölü bildirdi

İran - protestolar ve Azerbaycan

Yekaterinburg Belediyesi, aslen Azerbaycan türkü olan bir aileye verilen hediyeler nedeniyle eleştiriliyor

İsrail, “Demir Vuruş Operasyonu” adı verilen yeni bir askeri operasyona onay verdi.

Venezuela Devlet Başkanı nasıl tutuklandı?

Karabağ - ABD ve Sovyetler Birliği/Rusya işbirliği

Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin bağımsızlığını reddediyor

Kürtler, yaklaşık 10 yıldır kontrol ettikleri Tabka'yı 10 saat içinde kaybettiler.

İran'a yönelik saldırı hazırlıkları başladı

Orban AB'den ayrılmayacağız; AB kendi kendine çökecek

New York Times: Trump'ın tehditlerinin ardından İranlı yetkililer acil bir toplantı düzenledi, protestolar ise devam ediyor.

İran'da hükümet karşıtı protestolarda ölenlerin sayısı artıyor

ABD, Venezuela'yı yönetecek – Trump

ABD, Venezuela Askeri Üslerine Saldırı Başlattı

Venezuela'nın başkentinde bir dizi patlama meydana geldi

التركمان في سوريا- الجذور التاريخية، والدور الوطني، والنضال القومي في بناء الدولة السورية التركمان في سورية

التركمان السوريون: صخرة الوطن وأصيل نضاله

İran, İşgal Altındaki Güney Azerbaycan’da Urmiye Gölü’nü Kasten Kurutuyor

Antalya’da Dünya Azerbaycanlılarının Tarihi Birliği

Suriye'de Müslüman yönetimine karşı isyan edenler kimlerdir? - Tural Irfan yazıyor

Talat Paşa’yı Saygıyla Anıyoruz

Tenzile Rüstemhanlı, İlber Ortaylı ile Görüştü Milletvekili Tenzile Rüstemhanlı,

Antik Roma'nın kurucuları olan Latinler, devlet kurma bilgisinin hemen tamamını, alfabeyi (ki biz onu Latince olarak biliyoruz), kültürü, bilimi, ekonomik yönetimi vb. Etrüsklerden almışlardır.

Yekaterinburg'da Azerbaycanlı bir öğretmene iftira atılmaya çalışıldı

Hayvanat Bahçesinde

Milli Eğitim Bakanı Tekin’den İngilizce eğitimine eleştiri: “Gramer ezberiyle dil öğrenilmez”

Minik Öğrencilerden Yerel Yönetime Anlamlı Ziyaret

Yuri Romanov'un "Ben Savaşı Çekiyorum... Hayatta Kalma Okulu" Kitabı Türkçeye Kazandırıldı

Demir Kırat: Rumeli’de Son Nöbet – Osmanlı’nın Balkanlardaki Son Direnişi

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 27 18 3 6 24 60
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 27 15 5 7 18 52
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 27 12 8 7 14 43
6.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 27 9 12 6 -9 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.CORENDON ALANYASPOR 27 6 8 13 1 31
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
12.TÜMOSAN KONYASPOR 27 7 11 9 -8 30
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 27 6 14 7 -9 25
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 27 6 14 7 -18 25
15.KASIMPAŞA A.Ş. 27 5 13 9 -15 24
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 27 4 12 11 -27 23
17.İKAS EYÜPSPOR 27 5 15 7 -19 22
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 27 4 18 5 -23 17

YAZARLAR