14991,39%0,51
43,10% -0,04
50,33% 0,24
6379,48% 2,06
10268,62% 0,98
Halep’te PKK/YPG’nin sivil yerleşim alanlarını hedef alan saldırılarıyla başlayan çatışmalar ikinci gününde de tüm şiddetiyle devam ediyor. Topçu ateşi ve ağır silahların kullanıldığı çatışmalar nedeniyle siviller tahliye edilirken, Suriye’nin en büyük ve en stratejik şehirlerinden biri olan Halep’te hayat adeta durma noktasına gelmiş durumda.
El Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerinden başlatılan saldırılar, yalnızca yerel bir güvenlik olayı değildir. Bu gelişmeler, terör örgütleriyle kurulan geçici uzlaşmaların neden sürdürülebilir olmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Halep’te yaşananlar, Suriye krizine uzaktan ve teorik yaklaşımlarla bakan uluslararası çevreler için ciddi bir uyarı niteliği taşımaktadır.
Siviller Bilinçli Olarak Hedefte
PKK/YPG, sabah saatlerinde Halep’in Süryan Mahallesi’nde sivil yerleşim alanlarını topçu ateşiyle hedef almıştır. Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahalleleri çevresinde ise aralıklarla ağır silah sesleri duyulmuş, çatışmalar yoğunlaşmıştır. Aynı gün akşam saatlerinde örgüt, bir okul ve bir hastaneyi hedef alan saldırılar da gerçekleştirmiştir.
Okulların, hastanelerin ve sivil yerleşimlerin hedef alınması hiçbir siyasî ya da askerî gerekçeyle açıklanamaz. Bu saldırılar, askeri zorunluluktan değil; bilinçli, planlı ve sistematik bir stratejiden kaynaklanmaktadır. Sivilleri kalkan olarak kullanan bu yöntem, uluslararası insancıl hukuka açıkça aykırıdır ve savaş suçu kapsamındadır.
Suriye Ordusundan Misilleme, Kentte Askerî Hareketlilik
Suriye ordusu, PKK/YPG’nin sivil yerleşim alanlarına yönelik saldırılarına karşılık olarak örgütün mevzilerine misilleme ateşi açmıştır. Çatışmaların şiddetini koruduğu kentte, ordu temas hatlarına onlarca tank, zırhlı personel taşıyıcı ve takviye asker sevk etmiştir. Bölgedeki askerî hareketlilik sürmektedir.
6 Ocak’ta başlayan çatışmalarda şu ana kadar 1 asker ve 4 sivil hayatını kaybetmiş, 19 kişi yaralanmıştır. Çatışmaların artmasıyla birlikte Halep kent merkezinde resmî kurumlardaki faaliyetler durdurulmuş, eğitime ara verilmiş ve Halep Uluslararası Havalimanı’nda uçuşlar askıya alınmıştır.
Sivil Savunma Tahliyelere Başladı
Suriye Acil Durum ve Afet Yönetimi Bakanlığı’na bağlı sivil savunma ekipleri, Halep’in farklı mahallelerinde evlerinde mahsur kalan sivilleri tahliye etmeye başlamıştır. Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden çıkarılan aileler güvenli bölgelere yönlendirilmiş ve geçici barınma merkezlerine yerleştirilmiştir.
Anlaşmalar Neden Çöktü?
Suriye hükümeti ile SDG arasında 10 Mart’ta varılan mutabakat, silahlı unsurların devlet yapısına entegre edilmesini ve şehir içindeki silahlı varlığın sona erdirilmesini öngörüyordu. Ancak Halep’te yaşananlar, bu sürecin fiilen çöktüğünü göstermektedir.
Bunun nedeni açıktır:
Silahlı yapıların, sahip oldukları gücü ve fiilî özerk alanları gönüllü olarak terk etmeleri beklenmiştir. Bu beklenti, sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen ciddi bir yanılgıydı. PKK/YPG, bu süreci bir barış zemini olarak değil, zaman kazanma ve yeni çatışmalara hazırlanma aracı olarak değerlendirmiştir.
Bilgi Savaşı ve Dezenformasyon
Cumhurbaşkanı Ahmet el Şara’ya yönelik suikast düzenlendiği yönündeki iddialar da bu sürecin bir parçasıdır. Somut hiçbir kanıta dayanmayan bu söylentiler kısa sürede çürütülmüş, ancak uluslararası kamuoyunda kafa karışıklığı yaratmayı başarmıştır. Bu durum, Suriye krizinde bilgi savaşının, sahadaki silahlı çatışmalar kadar etkili bir araç hâline geldiğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Suriye Üç Cepheli Baskı Altında
Bugün Suriye devleti aynı anda üç farklı baskı hattıyla karşı karşıyadır:
• Kuzey ve doğuda PKK bağlantılı SDG silahlı yapılar,
• Güneyde İsrail ve diğer dış destekli ayrılıkçı Dürzü unsurlar,
• Batıda eski diktatör Esad rejim kalıntıları.
Bu aktörlerin birbirinden bağımsız olduğu düşüncesi yanıltıcıdır. Farklı gerekçelerle hareket etseler de ortak hedefleri, merkezi devletin yeniden inşasını engellemek ve ülkeyi kalıcı istikrarsızlığa sürüklemektir.
Türkiye’nin Güvenlik Kaygıları
Halep’te yaşananlar, Türkiye’nin uzun süredir dile getirdiği güvenlik kaygılarını bir kez daha doğrulamaktadır. Türkiye, sınır hattında PKK ile ideolojik ve örgütsel bağı bulunan silahlı bir yapının kalıcı hâle gelmesini kabul etmemektedir. Bu yaklaşım yalnızca ulusal güvenliğe değil, bölgesel istikrara dayalı meşru bir güvenlik perspektifinin sonucudur.
Uluslararası Topluma Açık Çağrı
Uluslararası toplum açısından artık temel soru nettir:
Terör örgütleriyle kurulan taktik ve geçici ittifaklar mı, yoksa uzun vadeli istikrar mı?
Halep örneği, silahlı gruplarla yapılan geçici anlaşmaların devlet otoritesini zayıflattığını, sivilleri daha savunmasız hâle getirdiğini ve çatışmayı derinleştirdiğini açık biçimde göstermektedir. Terör örgütleriyle sürdürülen bu belirsiz ilişki biçimi, krizi çözmemekte; yeni krizler üretmektedir.
Halep’te yaşananlar yeni bir çatışma döngüsünün başlangıcı değil; yanlış varsayımlar üzerine inşa edilmiş politikaların iflasıdır. Suriye’de kalıcı barış, silahlı yapıların meşrulaştırılmasıyla değil; devlet otoritesinin, hukukun ve sivil düzenin yeniden tesis edilmesiyle mümkündür.
Uluslararası toplum artık sahadaki gerçeklerle yüzleşmelidir.Terörle uzlaşma olmaz.Halep, bunun en acı ama en açık kanıtıdır.