14991,39%0,51
43,10% -0,04
50,33% 0,24
6379,48% 2,06
10268,62% 0,98
Ortadoğu’da bir ülkede taş yerinden oynuyorsa, önce şu soruyu sormak gerekir:
Bu taş kimin işine yarıyor?
Ambargolarla nefessiz bırakılmış, ekonomik olarak kuşatılmış, iletişimi kesilmiş bir ülkede halkın sokağa çıkması şaşırtıcı değildir.
Şaşırtıcı olan, bu durumu yaratanların bir anda “İnsan hakları savunucusu” kesilmesidir.
Irak’ta, Libya’da, Suriye’de yaşananlar ortadayken; aynı aktörlere safça güvenmek, tarihi hiç okumamış olmak demektir.
Burada mesele İran rejimini savunmak değildir.
Mesele, yıkımın kime hizmet ettiğini görmektir.
Güney Azerbaycan Türklerinin hassasiyeti anlaşılırdır. Ancak tarih şunu defalarca göstermiştir:
Emperyalizm, hiçbir halka özgürlük getirmez; sadece kendine uygun bir düzen kurar. Rejimlerin adı değişir, acıyı yaşayan halk değişmez.
Bugün ihtiyaç olan şey, felaket tellallığı değil;
ne sokak romantizmi ne de dış merkezli kurtuluş masallarıdır.
İhtiyaç olan şey;
Soğukkanlılık
Akıl
Bölge halklarının kendi iradesi,
ve en önemlisi, Türkiye ve Azerbaycan gibi bu coğrafyanın içinden konuşan devlet aklıdır
Tarih, dışarıdan verilen gazla ayağa kalkıp ayakta kalan tek bir halk yazmamıştır.
Yangını anlatmak kolaydır.
Zor olan, yangın sonrası hangi duvarın ayakta kalacağını bilmektir.
Bu noktada İran meselesine biraz daha geniş bir çerçeveden bakmak gerekir.
İran, sadece bir ülke değil; Hazar’dan Basra’ya, Kafkaslardan Hint Okyanusu’na uzanan jeopolitik bir kilittir.
Enerji hatları, ticaret yolları, mezhep dengeleri ve etnik fay hatları bu coğrafyada iç içe geçmiştir.
Böylesi bir alanda yaşanan her iç karışıklık, sadece o ülkenin değil, bütün bölgenin kaderini etkiler.
İran’daki toplumsal huzursuzlukların önemli bir kısmı gerçektir ve inkâr edilemez. Ekonomik darboğaz, genç nüfusun geleceğe dair umutsuzluğu, özgürlük talepleri ve etnik kimliklerin bastırılması gibi sorunlar yıllardır birikmektedir.
Ancak bu gerçekler, dış müdahalelerin meşrulaştırılması için bir gerekçe hâline getirildiğinde, mesele halkların yararından çıkar, küresel güç hesaplarının malzemesi olur.
Azerbaycan Türkleri meselesi de bu bağlamdan koparılarak ele alınamaz.
Halkın dili, kültürü ve kimliği üzerindeki baskılar tarihsel bir vakıadır. Fakat bu haklı hassasiyetin, başkalarının bölgeyi parçalama planlarına eklemlenmesi, en çok yine Güney Azerbaycan Türklerine zarar verir. Çünkü; Emperyal güçler, hiçbir zaman halkların onurunu, kültürünü ve geleceğini öncelemez; onlar için halklar, sadece geçici araçlardır.
Bugün İran’ın dağılması ya da zayıflaması senaryoları yüksek sesle konuşulurken, ortaya çıkacak boşluğun kimler tarafından doldurulacağına bakmak gerekir. Irak’ta devlet çöktüğünde kazanan Irak halkı olmadı. Libya’da rejim yıkıldığında özgürlük gelmedi. Suriye’de devlet zayıfladığında barış doğmadı. Aynı aklın İran için farklı sonuçlar doğuracağını düşünmek, iyi niyetten öteye geçmez.
Bu nedenle bölge halkları için en doğru yol; ani patlamalar, kontrolsüz sokak hareketleri ve dış destekli yönlendirmeler değil, uzun vadeli bir bilinç, örgütlü bir toplumsal irade ve bölge içi dayanışmadır. Türkiye ve Azerbaycan gibi devletlerin serinkanlı, tarih bilinci yüksek ve halkları koruyan bir yaklaşım sergilemesi, günü kurtarmaktan çok geleceği inşa etme anlamı taşır.
Sonuç olarak; mesele kimin bağırdığı değil, kimin sustuğu; kimin yıktığı değil, kimin sonrasında ayakta kalabildiğidir.
Tarih, duygularla değil, akılla yürüyen toplumların lehine yazılır.
Bu coğrafyada akıl, her zamankinden daha fazla ihtiyaçtır.
#Feyzullah Turan
11. OCAK 2026
ESEN KALINIZ
#karyağışı #Okan #Transfer #DefendRojava #Okan #Fenerbahçe #Galatasaray #Kürt #FeyzaAltun #Pehlevi #AliKoç #Bildiğinsözlük #Fenerbahçe #JeromePowell #Galatasaray #FeyzaAltun #Hadise #alka