16696,42%-1,65
43,86% 0,04
51,81% 0,31
7339,48% 0,83
11845,61% 0,03

Okullarda Psikolojik Danışmanlar Akran Zorbalığına karşı tetikte olmalıdır.
Adölesan denen Ergen Gençlik için artık Adölesan Eğitim ve Hukuk Kuralları eksik kalıyor.
Dijital çağda para, toplumlar arasında ahlâk kurallarının üzerinde etik dışı imkanlara sebebiyet verebiliyor.
Özellikle cinsel istismar, çıplaklık, şiddete yatkınlık, kesici ve yaralayıcı cisimlere ulaşabilme, ev içi eğitsel başarı baskısı, aile içi şiddet şahitliği bu örnekleri toplum içinde de sergileyecek zihinsel anamolilere dönüşebiliyor.
TV ve Medya araçlarının etkisi de çok büyük. Toplumsal anarşizmi teşvik eden, bunu hak arama mücadelesi gibi gösteren antidemokratik fikir ve görüşlere rağbette fazlalaşmış durumda.

Spor, siyaset, hiziple İnternetle toplumu ayrıştırıcı sözde hak arama mücadelesi ortamına dönüştü.
Bu durum, Anarşist toplum yapısını körüklüyor.
Gençlikte bu davranış kalıpları; normal, kabul edilebilir ve uygulanabilir algısına sebebiyet verebiliyor.
Artık gençliği Adölesan değerlendirecek hipotezden çözüm arayamayacak noktadayız.
Acı Minguzzi cinayeti gibi Akran Zorbalıkları bize gösterdi ki; Androgojik (Yetişkin) çözümleri 15 yaşına indirgemek gerekiyor. Bu Eğitim, hukuk, ceza konularında böyle olmalı. Yetişkin sorumluluğu ve suça ortak olma maddesi de getirerek hukukun yeniden düzenlenmesini şart koşuyor.
Heidelberg Üniversitesinin 4873 çocukla yapılan 3 yıllık takip araştırmasında;
Akran zorbalığının olumsuz psikolojik etkilerinin zorbalık bitse dahi uzun yıllar devam ettiğini saptamıştı.
Kısaca, Akran Zorbalığı, çocuklarla gençlerin hayatını karartabiliyor.
Sağlıksız bireyler, sorunlu toplum, Problemlerle yüklü devlet demektir.
Lütfen hafife almayalım ve görmezden gelmeyelim.
İstatistiki manada bir çok gençlik, suç, şuça teşvik, istismar konularında makale yazdığım için geçmişteki araştırmalarımı bulup okumanızı rica ediyorum.
Son olarak yıllar önce MEB talebi üzerine yapmış olduğum Lise ve dengi okul öğretmenlerine verdiğim konferansta gördüklerim beni ziyadesiyle düşündürmüştü.
X kuşağı eğitimcilerinin, Z kuşağını tanımadığını, jargonlarından bihaber olduklarını, dinlemeye, anlamaya ve öğrenmeye de istekli olmadıklarını gözlemledim.

Onlara göre saygısız, ilgisiz, aile terbiyesi eksik ifadeler duymak beni çok üzmüştü.
Gençler Y kuşağı öğretmenleri ile daha iyi anlaşıyordu.
Eski Eğitim ortamını beklemek bir hayal. Öğretmenler bunu anlamalı. Demek ki zorunlu Eğitimcinin Eğitimi şart.
Gençlerin belli bakış açıları, el kol hareketleri, tavırları ve dikkat sürelerini bilmeden anlatan görevini yapmış sayılamaz.
Bu çocukların dertleri anlaşılsa bir çok mesele sokağa yansımadan halledilir.
Teşvikler ve yönlendirmelerle nice yetenekler çıkar.
Gençlerin enerjisi, zekası ve iyi niyetli olduklarına ben yıllardır bir arada olduğum için şahidim.
Bizden daha esnek ama teşvike, adil olunduğu hissiyatına, ruhaniyete güvenliğe, şefkate, anlayışa, imkana ihtiyaçları var.
Akran Zorbalığını %90 azaltabiliriz.
Gençlerin kimseye söylemeyip içlerinde travmatik hale gelen sorunların çoğunu hallederiz.
Medyaya, idareye yansımış gözüken hadiselerden çok beni ortaya çıkamayanlar düşündürüyor.
Gelin çözelim:
Sanayi ve Teknoloji, İçişleri, Adalet Bakanlıkları da koordine olsun. MEB Bakanlığı da, bizim gibi profesyonelerden destek alıp uygulamaya geçsin.
Mesele ℅90 çözülür. Kalan ℅10'luk kısmı talihsizlik, ya da Denek Grup içindeki psikolojik yardım bekleyen, gelecekte suç işlemeye yatkın kişilerin tespitidir aynı zamanda.
Zorbalığa sessiz kalmayıp, empatiyi, saygıyı ve dayanışmayı güçlendirmek durumundayız!
Başta çocuklarımız olmak üzere Hepimize huzur dolu günler dilerim.
Cihan FULSER
Arş.Gazeteci, Yazar, Danışman