16834,12%0,95
43,82% 0,16
51,69% 0,16
7182,08% 2,07
11729,31% 0,51
Eski asker, gazeteci ve istihbaratçıdan peş peşe açıklamalar
ABD’de farklı kesimlerden gelen sert açıklamalar, Gazze merkezli krizin Washington’daki yankılarının derinleştiğini gösteriyor.
Eski askerlerden gazetecilere, eski istihbarat görevlilerinden medya yorumcularına kadar uzanan geniş bir yelpazede İsrail politikalarına yönelik eleştiriler dikkat çekti.
Josephine Guilbeau: “Üç din omuz omuza”
ABD ordusunda 17 yıl görev yaptığı belirtilen Josephine Guilbeau, Gazze’de yaşananları “soykırım” olarak nitelendirerek, buna karşı Hristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların birlikte durduğunu ifade etti. Guilbeau’nun açıklaması, özellikle ABD’deki inanç temelli topluluklar arasında İsrail politikalarına yönelik artan eleştirilerin bir yansıması olarak değerlendirildi.

Tucker Carlson: “Hedef alınmamak için bilgileri paylaştım”
ABD’li gazeteci Tucker Carlson ise İsrail’e yönelik sert ifadeler kullandı. Carlson, uçuş bilgilerini hedef alınmamak için İsrail ordusuyla paylaştığını belirterek, İsrail’i “dünyadaki en şiddet yanlısı ülke” olarak tanımladı.
Carlson ayrıca 1967’de yaşanan ve ABD’ye ait bir istihbarat gemisi olan USS Liberty’nin İsrail tarafından vurulmasını hatırlatarak, “Amerikan gemisi olduğunu bile bile bombaladılar” ifadesini kullandı. USS Liberty olayı, ABD-İsrail ilişkilerinde tarihsel olarak tartışmalı başlıklardan biri olmaya devam ediyor.

Cenk Uygur: “Bu savaşı halk istemiyor”
Türk asıllı ABD’li gazeteci Cenk Uygur ise yaklaşan bir savaşa işaret ederek, Amerikan kamuoyunun bu sürece karşı olduğunu savundu.
Uygur, “Bir savaş geliyor. Amerika savaşa giriyor. Solcu ya da sağcı olsun kimse bu savaşı istemiyor. Bu savaşı isteyen tek kesim, İsrail’e bağış yapanlar” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD iç siyasetinde İsrail lobisi ve bağış sistemine dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.

John Kiriakou: “Apartmanı komple vururlar”
Eski CIA görevlisi John Kiriakou da İsrail’in askeri yaklaşımına ilişkin çarpıcı bir değerlendirmede bulundu. Kiriakou, “İsrail, seni öldürmek istiyorsa ve bir apartman bloğundaysan, seni vurabileceklerini düşündüklerinde tüm apartmanı havaya uçurur ve seninle birlikte 2 bin kişiyi öldürürler; işte İsrail’in politikası bu” ifadelerini kullandı.
Kiriakou’nun sözleri, Gazze’deki yoğun bombardıman ve sivil kayıplar bağlamında uluslararası hukuk ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde süren tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Washington’da artan görüş ayrılığı
Söz konusu açıklamalar, ABD’de İsrail’e koşulsuz destek politikasına yönelik eleştirilerin yalnızca muhalif kesimlerle sınırlı kalmadığını ortaya koyuyor. Muhafazakâr medya figürlerinden ilerici yorumculara ve eski güvenlik bürokrasisi mensuplarına kadar uzanan geniş bir yelpazede benzer kaygıların dile getirilmesi, Washington’daki iç ayrışmanın derinleştiğine işaret ediyor.
Gazze’deki çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme ihtimali ve ABD’nin doğrudan askeri angajmana sürüklenip sürüklenmeyeceği sorusu ise Amerikan kamuoyunda en çok tartışılan başlıkların başında geliyor.
Uzmanlar, önümüzdeki süreçte ABD yönetiminin atacağı adımların hem Orta Doğu’daki dengeleri hem de ABD iç siyasetini doğrudan etkileyeceği görüşünde birleşiyor.
Etiketler:
#ABD #İsrail #Gazze #TuckerCarlson #CenkUygur #JohnKiriakou #USS_Liberty #OrtaDoğu #ABDİçSiyaseti