16834,12%0,95
43,82% 0,16
51,69% 0,16
7182,08% 2,07
11729,31% 0,51
Kuantum İstihbarat 2071 Neden Bu Kadar Konuşuluyor? Bilinç, Yapay Zekâ ve Terörün Görünmeyen Boyutuna Dair Çarpıcı Bir Çalışma
İstanbul Rami Kütüphanesi’nde gerçekleştirilen “Savunma Sanayinin Geleceği Kuantum İstihbarat 2071” semineri, istihbarat ve terörle mücadele yaklaşımlarında yeni bir tartışmayı gündeme taşıdı. Güvenlik, yapay zekâ ve insan bilinci ekseninde yapılan değerlendirmeler, terörün yalnızca sahadaki operasyonlarla değil, zihinsel ve bilişsel boyutlarıyla ele alınması gerektiğini ortaya koydu. Etkinlikte tanıtılan “Kuantum İstihbarat 2071” kitabıyla, terörle mücadelenin artık sadece operasyonel güç veya veri toplama ile sınırlı kalamayacağı; psikolojik yönlendirme, nörobilimsel analiz ve yapay zekâ destekli bilişsel çözümlemelerin yeni dönemin ana başlıkları olacağı ifade edildi.
Bilim, güvenlik ve istihbarat dünyasını aynı çatı altında buluşturan Kuantum İstihbarat 2071, yayımlandığı günden bu yana hem Türkiye’de hem de uluslararası çevrelerde dikkat çeken çalışmalar arasında yer aldı. Kitabın tanıtım toplantısına farklı ülkelerden akademisyenlerin, güvenlik uzmanlarının ve bürokrasi temsilcilerinin katılması, eserin yalnızca teorik bir çalışma olmadığını; aynı zamanda geleceğin güvenlik anlayışına dair güçlü bir araştırma zemini sunduğunu gösterdi.
Disiplinler arası bir bakışla hazırlanan kitap; yapay zekâ, kuantum yaklaşımlar, bilinç araştırmaları ve istihbarat stratejilerini tek bir çerçevede ele alıyor. Editör notunda da vurgulandığı üzere eser, güvenliğin yalnızca teknolojik kapasiteyle açıklanamayacağını, algı yönetimi, bilişsel süreçler ve insan zihninin rolünün giderek daha belirleyici hâle geldiğini savunuyor.
Uluslararası İlginin Sebebi Yeni Bir Güvenlik Stratejisi mi? Terör Artık Sadece Sahada Değil…
Kuantum İstihbarat 2071, istihbarat çalışmalarını klasik askeri veya operasyonel çerçeveden çıkararak bilinç, psikoloji ve yapay zekâ eksenine taşıyor. Bu yönüyle kitap, sadece akademik bir metin değil; aynı zamanda stratejik bir vizyon belgesi olarak değerlendiriliyor.
Kitapta yer alan katkılar arasında modern yapay zekâ araştırmalarının önde gelen isimlerinden fütüristlere, terörle mücadele uzmanlarından nörobilim perspektiflerine kadar geniş bir yelpaze bulunuyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, eserin farklı disiplinler arasında köprü kuran bir çalışma olarak görülmesini sağlıyor.
En Çok Tartışılan Başlık Terörün “Zihinsel Altyapısı”
Eserde dikkat çeken bölümlerden biri ise terör olgusuna getirilen yeni bakış açısı. Kitap, terörü yalnızca ideolojik ya da örgütsel bir mesele olarak ele almak yerine, radikalleşmenin arkasındaki bilişsel süreçleri ve psikolojik dinamikleri önerdiği modellerle açıklıyor.
Terörün sadece silah ve örgüt meselesi olmadığı; algı, bilinç ve zihinsel kırılma noktalarının da bu sürecin önemli bir parçası olduğu vurgulanıyor. Bu yaklaşım, terörle mücadelede nörobilimsel analizler, psikolojik etki ve yapay zekâ destekli veri okumalarının önemini gündeme getiriyor.
Kitapta, radikal örgütlerin dil kalıpları, bilinç bastırma yöntemleri ve zihin manipülasyonu stratejileri gibi konular ayrıntılı biçimde incelenirken; terörün arkasındaki motivasyonların sadece siyasi değil, aynı zamanda nörolojik, bilişsel süreçlerle ilişkili olduğu ileri sürülüyor. Bu yönüyle çalışma, güvenlik literatüründe nadir görülen bir analiz modeli ortaya koyuyor.
Neden Bu Kadar Dikkat Çekti?
Uzmanlara göre Kuantum İstihbarat 2071’in bu kadar konuşulmasının temel nedeni güvenlik dünyasının hızla değiştiği bir dönemde yalnızca mevcut tehditleri analiz etmekle kalmıyor; aynı zamanda geleceğin güvenlik tartışmalarına yön verebilecek yeni sorularıda ortaya koyuyor. Bu nedenle eser, uluslararası güvenlik çevrelerinde “geleceğin yeni nesil istihbarat yaklaşım süreçlerine erken bir müdahale” olarak değerlendiriliyor.
Kitapta ayrıca devletlerin terörle mücadelede ortak modeller geliştirmesi hâlinde örgütlerin sürdürülebilirliğinin zayıflayabileceğinede işaret ediliyor. Kuantum İstihbarat 2071, teknoloji ile insan zihninin kesişiminde şekillenen yeni bir güvenlik perspektifi ortaya koyarken; terör, yapay zekâ ve bilinç kavramlarını aynı düşünsel çerçevede buluşturarak eseri benzer çalışmalar arasında ayrıcalıklı bir konuma taşıyor.
Radikal Örgütler İçin Yeni Analiz Modeli
Seminerde yapılan sunumlarda, DEAŞ ve benzeri örgütlerin kullandığı dil kalıpları, bilinç bastırma yöntemleri ve psikolojik manipülasyon teknikleri üzerine dikkat çekici analizler paylaşıldı. Uzmanlara göre, dünyada şuan terör örgütlerinin yalnızca fiziki alanlarda değil, algı ve bilinç düzeyinde de çalışmalar yürütüyor.
Konuşmacılar, radikalleşmenin, yalnızca sosyal bir sorun değil, aynı zamanda nörobilimsel ve bilişsel bir süreç olarak ele alınması gerektiğini belirtti. Bu yaklaşımın, istihbarat kurumlarının önümüzdeki dönemde operasyonel stratejilerini değiştirebileceği değerlendirildi. İstihbarat çalışmalarının gelecekte daha fazla nörobilim, yapay zekâ ve psikolojik analizle şekilleneceğine işaret ediyor. Konuşmacılar, terörle mücadelenin yeni aşamasında dijital veri kadar insan zihninin analiz edilmesinin de önem kazandığını belirtti.
Uluslararası Güvenlikte Türkiye-Pakistan İş Birliği
Türkiye ve Pakistan’dan bilim insanlarının ortak çalışmalarıyla şekillenen proje, istihbaratın geleceğini yapay zekâ, kuantum teknolojileri ve insan bilinci ekseninde yeniden tanımlıyor. Uzmanlar, hibrit savaşların arttığı bir dönemde, terör örgütlerinin dijital propaganda ve psikolojik manipülasyon kabiliyetlerinin klasik güvenlik refleksleriyle durdurulamayacağını vurguladı.
Toplantıda konuşan isimler, geleceğin istihbaratının “veri toplamak” kadar “insanı anlamak” üzerine kurulacağını belirtti. Bu yaklaşımın, özellikle radikal örgütlerin gençleri hedef alan dijital stratejilerine karşı yeni savunma mekanizmaları geliştirebileceği ifade edildi.
Sadece Bir Kitap Değil, Kuantum Fizik, Metafizik, Yapay Zekave Bilinç Merkezli Stratejik Bir Proje
Etkinlikte öne çıkan mesajlardan biri ise, istihbarat dünyasının artık görünmeyen bir savaş alanına girdiği oldu. Uzmanlara göre, terörün yeni yüzü; algoritmalar, insan bilinci, algı yönetimi ve psikolojik yönlendirme üzerinden şekilleniyor. Geleceğin güvenlik yaklaşımlarında bilincin yalnızca bireysel bir deneyim değil, aynı zamanda stratejik bir istihbarat değişkeni olarak ele alınması gerektiği vurgulandı.
Gelecekte güvenlik tehditlerinin yalnızca fiziksel saldırılarla sınırlı kalmayacağını; dezenformasyon, bilinç araştırmaları, psikolojik manipülasyon ve dijital yönlendirme gibi hibrit risklerin artacağını ifade etti. Bu nedenle, istihbaratın yeni döneminde “veri okuyan algoritmalar” kadar bilinç ve algı temelli istihbarat yaklaşımlarının önem kazanacağı ifade edildi.
Uzmanlara göre, istihbarat dünyası artık sadece sahada değil; insan zihninin ve bilincinin derinliklerinde şekillenen yeni bir mücadele alanına giriyor.
Kuantum İstihbarat 2071 kitabına takdim yazanlar: Yapay Zekanın babası, ChatGPT ve diğer yapay zekaların mucidi Prof. Dr. JurgenSchmidhuber; Yapay zeka duayeni ve Deep Learning'in mucidi Prof. Dr. Yoshua Bengio; 2050 kitabının yazarı fütürist Prof. Dr. David Passig; terör uzmanı Dr. Nancy Kobrin; paranormal yetenekleri bilimsel kanıtlarla açıklayan otorite ve Çin Parapsikoloji başkanı Prof. Dr. Yi-Fang Chang; ABD ordusunda psişik yeteneklerinden dolayı en yüksek ödülü alan uzak görücüsü Joseph McMoneagle ve traditionalizmin günümüzdeki öncüsü Prof. Dr. Seyyid Hüseyin Nasr.
Editör ve Yazarlar

PROF. DR. RAMAZAN BİÇER
Halen Sakarya Üniversitesi’nde görev yapan Biçer’in, Makedonya’daki aşırı dini grupların Türkiye-Balkan ilişkileri üzerindeki etkilerini inceleyen çalışmaları, bölgesel güvenlik ve diplomatik ilişkiler açısından önemlidir. Selefilik ve Vehhabilik gibi radikal akımların bu bölgelerdeki yayılımı ve etkileri, Türkiye’nin dış politikası ve bölgesel barış için kritik bir konudur.
Biçer’in terör çalışmaları, özellikle modern dünyada artan güvenlik sorunları ve radikalleşme süreçleri üzerine derinlemesine analizler sunması açısından büyük önem taşımaktadır. Biçer, terörün yalnızca şiddet eylemleriyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda sosyo-ekonomik ve psikolojik faktörlerin de bu süreçte etkili olduğunu vurgulamaktadır. Onun çalışmaları, terörizmin kökenlerini anlamaya yönelik kapsamlı bir bakış açısı sunarak, bireylerin radikalleşme süreçlerini ve bu süreçleri hızlandıran toplumsal dinamikleri ortaya koymaktadır.
Bu bağlamda, Biçer ’in çalışmaları, terörizmin eğitim eksikliği, sosyo-kültürel kırılganlıklar ve dışlayıcı politikaların bir sonucu olarak nasıl ortaya çıktığını irdelemektedir. Özellikle, Türkiye örneği üzerinden yaptığı analizler, terörizmin toplumsal yapılar üzerindeki yıkıcı etkisini ve devletlerin bu tehditle nasıl başa çıkabileceğine dair öneriler sunmaktadır. Ayrıca, terörizmin uluslararası ilişkilerdeki rolünü ve bölgesel istikrara olan etkisini inceleyen Biçer, radikal dini grupların yayılmasının Balkanlar ve Ortadoğu’daki siyasi dengeyi nasıl etkilediğini göstermektedir.
Biçer ‘in bu çalışmaları, hem akademik hem de uygulamalı düzeyde terörle mücadele politikalarına katkı sunmaktadır. Onun analizleri, devletlerin terörizmle mücadelede daha etkili ve sürdürülebilir stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmakta ve toplumsal direnci güçlendirmek için çözüm yolları sunmaktadır. Bu nedenle, Ramazan Biçer’in terör üzerine yaptığı çalışmalar, sadece Türkiye için değil, küresel güvenlik açısından da kritik bir öneme sahiptir.
Ramazan Biçer’in terör çalışmaları kadar önemli bir diğer katkısı da “Kuantum Boyutunda İstihbarat” adlı kitabıdır. Bu çalışma, geleneksel istihbarat anlayışının ötesine geçerek kuantum fiziğinin kavramsal çerçevesinde bilgi toplama ve analiz süreçlerini incelemektedir. Kuantum fiziğinin belirsizlik, olasılık ve çoklu durumlar gibi prensiplerini, istihbarat operasyonlarına ve stratejilerine uyarlayan bu çalışma, istihbarat dünyasına devrim niteliğinde bir bakış açısı sunmaktadır.
Biçer’in kuantum fiziği ile istihbarat arasındaki bağlantıları ele aldığı bu kitap, bilginin daha etkin ve doğru işlenebilmesi, geleceğe yönelik tahminlerin daha isabetli yapılabilmesi için yeni metodolojik yaklaşımlar sunar. Ayrıca, bu çalışma, sadece istihbarat topluluğu için değil, geniş anlamda bilgi teorisi ve bilgi yönetimi için de önemli katkılar sağlar. Kuantum teorisinin belirsizliklerle başa çıkma kabiliyeti, istihbarat süreçlerinde de karmaşık ve öngörülemeyen olayların daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Biçer’e göre bilgi güvenliği, analitik düşünce ve ileri teknoloji uygulamaları açısından önemli bir rehber niteliğindedir. Geleneksel yöntemlerin ötesinde kuantum fiziğinin sağladığı yeni ufukları istihbarat süreçlerine entegre etmek, devletlerin stratejik avantaj kazanmalarına olanak tanır. Bu nedenle, Biçer’in hem terörizm hem de kuantum istihbarat alanındaki çalışmaları, gelecekteki güvenlik ve bilgi yönetimi anlayışını şekillendiren temel eserler arasındadır.
Biçer’in diğer çalışmaları Türk-İslam kültürü, karşılaştırmalı teoloji, kelam, din-bilim ilişkisi, Matüridilik ve küreselleşme ekseninde şekillenmiştir. Bu çalışmalar, İslam dünyasının hem dini hem de sosyo-politik sorunlarına çözüm arayışında olan akademik ve pratik yaklaşımlar sunduğundan Bilim Dünyası için önem arz etmektedir.
Biçer’in uluslararası nitelikle Türkçe, Fransızca, İngilizce ve Arapça dillerinde çok sayıda kitap, makale, bildiri ve proje çalışmaları bulunmaktadır.
DR. EDA ALEMDAR
Dr. Alemdar, V.N. Karazin Kharkiv Ulusal Üniversitesinden mezun bir Tıp doktorudur. Çalışmaları tıp, fizik ve bilincin kesişimine odaklanır. Araştırma ilgi alanları; sinirbilim, psikiyatri ve nöroloji alanlarını kapsar. Yayımlanan araştırmaları sıklıkla duyarlılığın biyolojik temellerini ve kuantum-optik dinamikler kullanılarak “nöropil mikroboşluklarını” inceler.
Akademik çalışmalarını matematiksel sinirbilimde önde gelen Roman Poznanski ile birlikte yürütür. Dr. Roman Poznanski ile sık sık ortak makaleler kaleme alır. Ortak araştırmaları, “Embedded Quantum Physicalism” teorileri ve yapay zekânın nöronal hastalıkların tedavisindeki rolünü içerir. Bilincin biyolojik ve fiziksel süreçlerle ilişkisini ele alan uluslararası akademik yayınlara sahiptir.
Bilimsel Katkılar:
• Bilinç kuramları üzerine çok sayıda uluslararası akademik makale
• Uluslararası bilimsel toplantılarda sunulan bildiriler
• Bilinç, beyin işlevleri ve kuramsal nörobilim üzerine yayımlanmış kitaplar
• Bilincin nöropil yoğunluk alanlarıyla ilişkisini ele alan teorik çalışmalar
Araştırmaları, bilincin yalnızca düşünsel bir olgu olmadığı; beyindeki biyolojik ve fiziksel süreçlerle doğrudan bağlantılı olduğu yaklaşımını temel alır. Özellikle nöronlar arasındaki yoğun bağlantı alanları olan nöropiller, bilinçli deneyimin oluşumunda merkezi bir yapı olarak incelenir.
Editörlük ve Akademik Hizmetler
• Çeşitli uluslararası tıbbi dergilerde editörlük görevi
• Bilincin bilimsel anlaşılmasına yönelik akademik katkılar
Ödüller ve Başarılar
• Bilinç araştırmaları alanındaki çalışmaları nedeniyle uluslararası bilimsel ödüller
Araştırma Odağı
• Bilincin beyindeki biyolojik temelleri
• Nöropil mikroboşlukları ve bilinç fenomenolojisi
• Kuantum bilinç modelleri
• Yapay zekâ ve nöronal hastalıklar
Alemdar ayrıca İngilizce, Rusça, Ukraynaca ve Makedonca dillerini bilmektedir.
DR. MONEEBA IFTIKHAR (Editör)
Dr. Moneeba Iftikhar, Pakistanlı çok yönlü bir akademisyen, araştırmacı ve stratejik iletişim uzmanıdır ve yükseköğretim, medya, politika ve sürdürülebilirlik alanlarında yirmi yılı aşkın deneyime sahiptir. Kitle İletişimi alanında doktora derecesine sahip olup, Lahor Kadın Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta ve araştırma iletişimi ve yayın girişimlerine liderlik etmektedir. Altın Madalya sahibi ve uluslararası alanda yayınlanmış bir yazar ve editör olan Dr. Iftikhar, ulusal ve uluslararası dergilerde 45'ten fazla hakemli araştırma yayını üretmiştir. Çalışmaları dijital medya, iklim ve sağlık iletişimi, sürdürülebilirlik anlatıları, yapay zekâ odaklı iletişim ve stratejik markalaşmayı kapsamakta olup, güçlü bir disiplinlerarası yaklaşımı yansıtmaktadır. Hükümet onaylı bir danışman ve mentor olan Dr. Iftikhar, kadın girişimciliği, ESG uyumlu girişimler ve politika iletişimi konularında aktif olarak yer almakta ve düzenli olarak Pakistan'ı uluslararası akademik ve profesyonel forumlarda temsil ederek, bilimsel çalışmaları, uygulamaları ve küresel etkiyi bir araya getirmektedir. Iftikhar, uluslararası düzeyde çok sayıda kitap, makale, bildiri ve proje sahibidir.
#BilinçAraştırmaları #KuantumBilinç #Nörobilim #YapayZeka #AkademikYayın